5 Mart 2014 Çarşamba

Bir Olumlanma Hikayesi


“Elimi omzuna koyduğumda tüm bu yaşananları unutacaksın.” dedi. “Ama derin bir nefes almalısın, işte böyle.” Sesi çok rahatlatıcıydı. Sakinleştirici, adı konmamış bir uyuşturucu gibiydi ve biraz da şeker kokuyordu nefesi. Pamuk şeker. Öyle ki elini omzuma koysa kim bilir neler olurdu.


Dr. Jale A. Günebakan… Kırklarının sonunda olmasına rağmen diri, canlı ve bir o kadar da sakin kadın. Ellerinin beyazlığı damarlarını belirginleştiriyor sanki şeffaf bir muhafaza gibi sarıyordu onları. Jale’nin elleri… Beyaz ve şifalı… Sonra çene hizasındaki yarı gümüş yarı kestane saçları… Yüzü… Öyle düzgün ki her bir çizgi ışıltı katıyor sanki. Ve gözleri. Menekşeler kıskanıyor olmalı.

Ve ben Ali Sert… Jale’nin 5 ay 4 gün 3 saat 15 dakikalık hastası. Hasta dediysem metafor yaptığımdan değil. Yeterli ölçüde sıkıntı barındırıyorum bünyemde. Ona kalsa 5 ay 4 gün 3 saat 15 dakikada çok yol kat etmiştik ama ben o yollar hiç bitmesin istiyordum.

Gözlerimi kapatmıştım. Piyanoların arasından deniz dalgası, martı seslerinin geldiği bir müzik açmıştı Jale. “Düşün” dedi. “Deniz kıyısında, ayakların çıplak, kuma bata çıka, suya değerek, suyu anlayarak, onunla beslenerek yürüdüğünü hayal et. Kumlar ayaklarının altında ezildikçe kendini daha güçlü, cesur, rahat ve hatta tanrısal hisset.” Normal koşullarda, aniden bir yengece basarsam, denizkestanesinin biri ayağıma batarsa; olmadı bir köpekbalığı bacağımı kaparsa diye düşünür hayalimi kara bir kabusa çevirirdim ama Jale söylemişti bunu yapmamı. Kahverengi mobilyaları olan, hastane kokan, her yanında tuğla gibi kitapların olduğu odadan çekiliyordum. Gerçeklikten uzaklaşıp solucan deliğinden geçmiştim. Alternatif Dünyada çok mutluydum ve kendimi Poseidon gibi hissediyordum.

O an omzumda bir hafiflik, bir sihir, dünyadan olmayan bir serinlik hissettim. Ruhuma, kalbime, parmak uçlarıma, mideme, kasıklarıma yayılan akıl almaz bir enerji ile doluyordum. Olumlanıyordum.

Halbuki dün patronla tartışmış, üstüne yan masamda 20 yıldır oturan Seyfi Abiyi kırmış, dekoltesi takdire şayan, kalçaları ayan beyan Sekreter Muazzez’i görmezden gelmiştim. Hepsinin sebebi de temelde bıkmışlığım ve kaçıp gitme isteğimdi. Git git git diye beynimde konuşan ses de çok olmaya başlamıştı. Susması içinse sabaha kadar içmiştim.


Gözlerimi açtığımda sanki yüzyıl geçmişti. Hem yorgun hem mutluydum ve nedense ayakkabılarım deniz kokuyordu… 



(İlk kez deniyorum böyle bir şey yapmayı... Küçük hikayelerimle ara ara karşınızdayım bundan sonra... Bakarsınız büyüyüp roman oluruz... Saygılar efendim...)

8 yorum:

  1. Ziyadesiyle güzel bir olumlanma hikayesi. Nedense bugün birisinin verdiği enerjiye denk hissiyatımı anımsattı.
    O da elini omzuma koymuş, kalbinde ki o ateşi hafif hafif benliğime zerk etmişti...

    YanıtlaSil
  2. begendim cok begendim. devamini bekliyorz

    YanıtlaSil
  3. harbiden böyle bir doktor varmı gidip görelim çok guzelmis

    YanıtlaSil
  4. ee yokmu devami?

    YanıtlaSil
  5. doktora gel be ahhh bize denk gelmez tabee

    YanıtlaSil
  6. Adı geçen şahıs psikolog sanırım sizde olumlanma bende umutlanma oldu bir an gerçekten hastalarında o hissi sağlayabilen insanların varlığından şüpheliydim açıkcası hala şüpheliyim gerçi en azından 1 seanslığına gitmek isterdim Jale hanıma görmek ve yaşamak isterdim - SilentAngell

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varsa böyle biri benden de selam edin...

      Sil