7 Ocak 2014 Salı

Doğmak Büyümek ve Yukarıdaki Havalar



İnsan bu minvalde ne yazacağını ve diyeceğini bilmiyor… Burnuma çiçek kokusu geliyor bir yerlerden… Neden bilmiyorum… Bu ara ara gelen güzel koku sayesindedir belki de yazabiliyor olmam… Bunca havasızlık içinde nereden geldiği belli olmayan, Cennet’i çağrıştıran ve Bahar’a göz kırpan çiçek kokusu sayesindedir belki de her şey…
İnsan doğunca bunu bas bas bağırma gereği duyması ilgi çekmek istemesinden mi yoksa uzaklaştırdığı ilgiyi daha da uzaklaştırmak için mi? Bak yine geldi o çiçek kokusu… Kesin Cennet’e gidiyorum…
Ben her yıl bugün çok anlamlılığım yüzünden mi azalmaktaydım? Ve her yıl aynı dilekleri değiştirilmiş versiyonları ile dilerken mi çoğalmaktayım…



Bu bir itiraf…

Bunu okuyan Sayın Okuyucu,

Eğer beni tanıyorsan bir şekilde senden özür dilerim… Muhtemelen hayatımdasın hala… Vefa yoksununun biriyim ben biliyorsun zaten… Aramam, sormam… Hep mi böyleydim yoksa sonradan mı oldum bilmiyorum… Ne dersen de böyleyim işte… Her şeye rağmen hala hayatımda isen teşekkürü de borç bilirim…

Seni ihmal ediyorum değil mi? Aramıyorum filan… Doğum gününü de unuttum muhtemelen… Eşekliğine doymasın da diyorsundur hatta… Doymamayım bence de…

Seni ve senin gibileri öyle ittim ki Yukarıda çok yalnızlaştım Sn. Okuyucu… Öyle yalnızlaştım ki bu tercih bana ağır gelir oldu… Sosyalliğin verdiği muhabbetleri, dedikoduları, yalaka çekişmeleri, her yanı yalan olan iltifatları dahi unuttum… Bugün birine ne kadar şık olduğunu söylerken, bu kadar basit bir şeyde bile dürüst olmadığımı ara sıra ben de biliyorum… Evet, biliyorum çünkü sizin, hepiniz kadar insanım… Hangimiz doğru ki, olduğu gibi?


Ve Sn. Okuyucu seni silmiş de olabilirim… Bu ‘Seni sildim’ diyerek yaptığım bir şey de değildir muhtemelen… Sen bana dayanamamışsındır… Hesapçılığıma, maddiyatçılığıma, somurtkanlığıma, ciddiyetime, realistliğime… Yaşayamıyorum ben ‘an’ı Sn. Okuyucu… Bu kafa düşünmeye programlı, üzgünüm…

Ha hiç mi sevmem ben sizi? Severim elbet… İçimden çok geçer sarılmak, omzunuza dokunmak, yanındayım demek de yapamam çoğu kez… Sevgisini söyleyemeyenlerdenim ben… Söyleyince büyüsü kaçacak, kül gibi savrulacak sanırım duygumun ve aramızdaki bağın…

Ama suç sende de var Sn. Okuyucu… Bu kadar ‘menfaat’ dolu dünyada karşılıklı ya her şey… Sen de beni aramıyorsun muhtemelen… Sormuyorsun yaşıyor musun diye… Ve sorsan da içine azıcık samimiyet koymuyorsun… Çünkü bende de yok sanıyorsun… Yanılıyorsun…

Bugün benim doğum günüm biliyor musun Sn. Okuyucu… 31 oldum… Evet, Duvar’ıma yazdın değil mi bir öğlen vakti… Halbuki eskiden olsa gece 12’de kutlardın canlı, içten… Mecburiyet de samimiyet de dijital oldu Sn. Okuyucu elle tutulmuyor artık…

Ve bu yüzden ben, hiç kimse (Ailem hariç) bana bir sürpriz yapmadığı için kendim organize ediyorum kutlamamı… Dizlerimi çekip, bizim evdeki berjerlerden birine oturup, ayağımda ponduf terlikler aklımdan zirvedeki yalnızlıktan bunu paylaşacağım kimsenin olmayışına kadar düşünceler silsilesi geçsin istemedim… İstedim ki organik bağlarınız olsun… Kalabalık içinde yine sıkılayım ve bir an önce gideyim isterken bile birkaç dakika dahi de olsa ‘an’ı yaşayayım istedim Sn. Okuyucu… Çok mu?

Bazı alışkanlıklar var Sn. Okuyucu insandan gitmeyen… Ben 11 yıldır yani düz hesap 20 yaşında iken ittim insanlığı… O bira bardağını masaya güm diye indirirken bitti bendeki samimiyet… Ve yavaş yavaş eridi gitti… Bu kimin suçu Sn. Okuyucu? Zeytinyağı olan bende mi ısrarla su olan diğerlerinde mi?

Muhtemelen bu paragrafa kadar okuyamadın değil mi Sn. Okuyucu? Özet geçeyim diyorum ki beni böyle kabul et… Yukarısı sandığın kadar havalı değil zor iş zirvede yalnızlık… Arada indir beni aşağı, inanmazsın ama özlerim…

Demin pasta kestiler iş yerinden arkadaşlar… Teşekkür ederim hepsine… Ama ne olacak biliyor musun Sn. Okuyucu bir gün yollarımız ayrılınca hepsi birer sis olacak… Uzak görünümler bir çeşit hayal… Günlüklerimin sayfalarında okuduğumda yüzüme bir gülümseme yayan insanlar olacaklar… Bu iyi ama dahası yok…

Bu bir itiraf Sn. Okuyucu… 31’ine gelmiş benim sana söyleyemediklerim… Ki ben biliyorsun konuşamam öyle süslü püslü… Bugüne kadar hep yazarak söyledim bundan sonra da sözlerim uçmayacak…

Özetin de özeti Sn. Okuyucu kopmadık biz araya benim dağlarım, denizlerim ve kahrolası gururum girdi… Af buyur…

Bitti…





33 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Neden hayırdır Sn. Anonim? Bari kim olduğunuzu yazsaydınız...

      Sil
  2. Doğum günün kutlu olsun Sn. Yazar :)
    Belki de aşağıya inip kalabalığa karışmak için ya da en azından yukarıda bir kaç kişiyi ağırlamak için güzel bir yaştır 31!

    YanıtlaSil
  3. Bu kadar ağır bir maktubun aslında içindeki hafiflemenden kaynaklandığı açık, yaşadıklarının ağırlığını silkip üstünden atmışsın ama atarken başkalarını da kendinden atmışsın, yalnızlığı tercih de etmiş olabilirsin ya da yalnızlığın daha iyi olabileceğini. Ama şu açıdan düşün yalnızlık bazen güzel iyi hoş ama her ne kadar ruhsuz insanlar silsilesi etrafımızı sarsa da aradan samanda iğne kadar insanlar olur, sözünü duymasan bile gözü senin yüzünü güldürmeden içini güldürebilir. Hiç bir zaman o bardağı vurduğun andaki bitişini silmese de.

    yorum sadece bence...

    "marquanty"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn. Marquanty,
      Keşke bir iletişim yolunuz olsaydı... Neyse ki adınızı yazmışsınız aşağı...
      Sildim bir kaç kişiyi evet... Okuyan ne anlarsa onu anlasın... Bana fazla geliyor bazen... Bu kadar sert olmak da fazla geliyor... Belki bir bir gün yurdun yemekhanesinde o bira bardağını o kadar sert vurduğum ilk güne döner bu katılığı silerim...
      Teşekkür ederim yorumunuz için...

      Sil
  4. Rica sadece. Kaleminizdeki bantlara dikkat derim siz anlayın gerisini. Azaltın onları çok daha iyi olacaktır eminim. Ayrıca 31 kötü bir rakam değildir reel mana da olduğundan yüksek olduğundan düşük farketmez. Ben de reelde öyle değilim ama kafada o rakamda olmakta vesselam. Düşünceler muammada olsa da...

    Saygılar

    marquanty

    YanıtlaSil
  5. Yazar, çizer, entel, dantel bir insan evladı daha sık yazmalısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Bora Bey... Yazacağım elbet benden bıksalar da bana kızsalar da çok sevseler de beni yazacağım...

      Sil
  6. Yazdığın için kızanlarda mı var? Garip..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet...
      Garip ama doğal... Herkes beni sevmek zorunda değil...

      Sil
  7. Sevmemek ayrı kızmak öfkelenmek ayrı zannımca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem sevmeyen hem kızan da var... Sadece kızanlar var... Sadece sevmeyenler var... Kendileri bilir...

      Sil
  8. Sevenlerinin daha çok olması dileğiyle Nonethelessh.

    YanıtlaSil
  9. Adım Bora değil.Ks den Entropii.Ben teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazıyorsa ona göre hitap etmekteyim azarlamak zorunda değilsiniz...

      Sil
    2. Çok özür dilerim..Haddimi aşmam.Azarlamak maksadıyla yazmadım.Tekrar özür dilerm..Sanırım yanlış ifade ettim.Güleyim de tekrar yanlış anlaşılmayayım.:)))

      Sil
    3. Neden o zaman adınıza "Bora Yıldırım" dediniz ki? Nickinizi yazsaydınız bu kadar uzamazdı...

      Sil
  10. Bora isminin muhabbetı cok uzun.Haklısın ama.Başta söylenmesi gerekenleri sonda söylememeli insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biraz sondan başa gidiyorsunuz...

      Sil
  11. Dengesizlik bu olsa gerek..Affınıza sığınarak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle demezdim ben acemilik diyelim...

      Sil
  12. Acemilik??:))) öyle diyelim peki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yorum acemiliği... Hatta heyecan...

      Sil
  13. Hiç biri değil, gereklilik bence. Ama yorum acemiliği ve heyecan kısmı tebessüm ettirdi:)

    YanıtlaSil
  14. Sondan başa gidişiniz için demiştim onu...

    YanıtlaSil
  15. Biliyorum bende aynı doğrultudayım..İyi günler iyi haftalar olsun..Daha sık yaz ama..Takip etmeye çalışıyorum.

    YanıtlaSil
  16. iyiki dogdun dicemde kaç ay olmus

    YanıtlaSil
  17. 31 olup hala lise eteğine sığabilmek... Daha ne isterki insan = )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya daha ne ister...
      Teşekkür ederim...

      Sil