25 Mart 2013 Pazartesi

Otuzdan Sonra Güzellik Tavsiyeleri


Bridget Jones's Diary (2001)
Başlamam lazım bir yerden… Başlamazsam bitiremem çünkü… Ve hiçbir şey yapamam… Çünkü bu içimdeki istek o kadar oynak ki hemen dağıtıveriyor…


Hafta sonundan başlayayım…

Birkaç güzellik deneyimi paylaşayım… Ama öncesinde bunları sadece kendim için yaptığımı söyleyeyim de tesellimiz züğürtten hallice olsun…

Pijamalarımı giyip, elime kahvemi/çayımı alıp, üzerime de battaniye çekip en sevdiğim romantik komedi filmini izlerken, ‘Allah kahretsin bunlar hep zaten filmlerde oluyor’ demeyi ben de isterdim tabii… Ki benim en sevdiğim diye tabir ettiğim bir film yok… Yani tek bir film yok… Benim bir enim yok kısaca ve bu da başka bir yazının uzun hikâyesi…

Cumartesiydi… Uyumuştum uzun uzun… Hava fena değildi malum… Cemre kafa üstü düştü kanımca… Ondan böyle gel-git bu güneşin hali…

Bir an o ev halimden sıkılıp çıkmak istedim… Giyindim ve çıktım öyle…

Bindiğim minibüse D'Artagnan'dan (Dartanyan’dan) hallice, tarz bir vatandaş arkadaşlarıyla binmiş olsa da yanıma şişman ve çocuklu bir kadın oturdu… Talihim iyidir… Balı kavanozla vermez ki değerini bileyim… Ha bir baktım sonra aynı yere gidiyoruz ama gittiğimiz yere ipini koparan bir güruh geldiğinden kaybettik birbirimizi…

Allah sevdiğine bağışlasın kesin sevgilisi vardı…

Girdim böyle bol kozmetik satan yurtdışı muadilleri E’tos gibi, Gratis gibi bir yer olan Watsons’a…
Sublime Mousse 415 Işıltılı Kahve

Ve o malum yerin önüne durdum:

Saç boyaları…

Öncelikle 30 yıl 3 ay 18 gündür yaşadığımı düşünürsek yaşlı sayılmam…(Yazar burada subliminal mesaj vermektedir) Gençken yaptığım ve özentilikten başka bir amacı olmayan Patlıcan Moru, Kızıl Ateşi gibi renklere saçlarımı ben de boyadım… Şükür ki sarışın olacak kadar –affedin bu tabirimi- aptal değildim… Yine de insan 22 yaşında olunca çocuk oluyor… Evet, isteyen itiraz edebilir…

Ve bu yıpranmalara dur demek için 8 yıl boyunca boyadan uzak durdum… Yanına bile yaklaşmadım… Ama artık beyazlarım vardı… Ve o beyaz teller sertti… Nedensiz bir dikenliği vardı… Buna dur demem şarttı… Ve dedim de…

Son alacağım markaydı ki hayvanlar üzerinde iğrenç testler yapmaktaydılar… Ama renk çok hoşuma gitti… L’oreal’in Sublime Mousse serisinden 415 Işıltılı Kahve… Bir kere beni en çok çeken şey ‘ışıltı’ oldu… Evangeline Lilly ve Ebru Akel’in saçları o renkti… Benden neden bir Evangeline Lilly olmasındı ben de bir Kate değil miydim? Dahası saçlarım mattı, çalı gibiydi ve katiyen cadıya benziyordum… Yorumları okuduğumda da kapatıcılığının çok iyi olduğu kanaatine vardım… Ok yaydan çıkmıştı bir kere…

Evangeline Lilly
Bir kere markayı övecek değilim… Ama hakkını da vermem lazım… Öncelikle köpük boya denilen şey kullanışlı… Elinize sıkıp şampuan gibi yayıyorsunuz… Ve Amonyak yüzünden olsa gerek iğrenç kokuyor fazla solumamanızı tavsiye ederim… Sürme sırası da önce beyaz kısımlar, sonra kafanın arkası en son da saç uçları şeklinde olmalı ki iyice yayabilin… Kullanma talimatlarına uymak da şart ki önce yüzünüze, saçınıza yakın yerlerinize ve kulaklarınıza filan krem sürmeniz gerekiyor… Yoksa saçlarınız dışında yüzünüz de boyanır Bir Demet Tiyatro’daki Feriştah’a dönersiniz…

Sonra bekleme süreci var tabii… 30 dakika… 25-35 arası bir şey de beklenebilir… Ben 33 dakika filan bekledim… Maksat küsurat maksat garanticilik…

Ardından saçınıza hiçbir şey sürmeden sadece ılık su ile bütün boyayı akıtıyorsunuz… Su renksiz akana kadar devam ediyorsunuz… Bitince de azıcık şampuan sürüp bir temizliyorsunuz… (Bu arada şampuanınızda katiyen Paraben, Sülfat yani Ammonium Lauryl Sulfate (ALS)/Ammonium Laureth Sulfate/Sodium Lauryl Sulfate (SLS/SLES) gibi kimyasallar olmamalı… Ben Down Under Natural's Nude Şampuan kullanıyorum çok da memnunum) En son da kutudan çıkan minik kremi uçlara ve yüzeye sürüyorsunuz duruluyorsunuz olay bu… Ve en önemlisi bol durulama yapmak… Saçınızda kalıntı kalmamalı…

Down Under Natural's Nude Şampuan 
Sonuç diyenleri duyuyorum… Evet, sonuç iyi… Koyu biraz ama iyi… Işıkta belli oluyor… Bir canlandı dikenliği gitti… Daha az cadı oldum… Gerçi henüz fark eden olmadı… Çünkü radikal bir renk değişikliği değildi benimki… Koyu Kestane idim Işıltılı Kahve oldum… Bu arada o ışıltı olayı -tamam kutudaki fotoğrafta photoshop var ama- doğru… Cila atmış oluyorsunuz…

Şimdi soranlar olacak yine neden kuaföre gitmediğimi, bu kadar zahmete girdiğimi filan… Gitmedim çünkü onlar daha kimyasal şeyler kullanacaktı belki oksidasyonu fazla kaçacaktı, açacaktı belki yakacaktı filan… Ve saçlarımı ben boyadım hep hiç birine boyatmadım… Böylesi daha iyi…

Ve bir dahaki çok beyazlama zamanıma kadar boyamayı düşünmüyorum ve radikal uçuk renkler de istemiyorum… Saçlarımızı sokakta bulmadık değil mi?

Size de tavsiyem iyice bakın araştırın ve bu tür olayları doğru kişi ve ürünlere emanet edin…


Sağlıklı günler dilerim…
Saygılar efendim…


5 yorum:

  1. bende kizil sacli olmak istyorm yhaa

    YanıtlaSil
  2. koyu oluyomus bu renk ddediler nasıl olcak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz koyu olduğu doğru ama ışıltısı yeter Sn. Anonim...

      Sil
  3. Kurutuyr saci bence kullnmayn bidaha

    YanıtlaSil