31 Temmuz 2012 Salı

Bir Yazı


Sabah aklımdan bir sürü şey geçiyordu… Böyle karmaşık, saçma düşünceler dizini… Ki aynı sabah gözlerime baktım… Bir çift, kırmızı, yorgun ama parlak yuvarlak gördüm… Hangi yorgunluktu beni yoran? Uykunun teğet geçmesi mi, küçük mutlulukları kovalarken sarf ettiklerim mi yoksa kendimi bencilce izole etmeye çalıştığım ama tam ortasında olduğum sorumluluklarım mı?

Tilkilerim bile sustu…

Havada deli bir nem var… Kendimi bir an Muğla, Bodrum, Çeşme gibi bir tatil beldesinde hissediyorum… Akdeniz Akşamları’nı söylemem işten bile değil!

Bazen gıpta ediyorum, hiç derdi yokmuş gibi gözüküp, bir anda başını alıp sahile, kendisine özel bir yere ya da muhtelif mekanlarda içmeye gidip ‘Hayat süper’ diyenlere… Nasıl buluyorlar o enerjiyi bilmiyorum… Yalnızlık mı bunu sağlayan? İnsan yalnızken bu kadar dertsiz olur mu? İstemez mi yanında onu anlayan birini? Birileri bana da öğretse diyorum… Burada es veriyorum… Öğretmeni atayamıyorum, henüz…

Nuh’un Gemisi esprimi bilen bilir… Cıbırdak ve cıvıldak gençliğin yaz edasıyla Güneş koktuğu benimse Ay’dan soğuk Satürn’den keskin halimin zirve yaptığı zamanlar… Çıkar ya önünüze tam adım atacakken kocaman bir duvar… Labirente bağlar hayat… Galiba kayboldum…

Havada bu kadar nem ve ısı varken nasıl oluyor da üşüyorum diye düşünüyorum… Klima denen ve aslen işe yarayan ama her şey gibi fazlası zarar olan alet yüzünden biraz… Ama dahası da yok değil… Üşümek de ısınmak da içten ta derinden…

Gündemden bahsedeyim diyorum da gazete okuyamıyorum… Bir tek spor haberleri var o da yarım… Olimpiyatlar başladı… Londra’da… Yüzücüleri ilgiyle izliyorum denk gelirsem… Hele 4x100 Erkekler Serbest Yarışı vardı ki heyecanlıydı… Michael Phelps’in de içinde olduğu ABD takımı favoriydi tabii… Ama ne oldu Fransa bir ‘depar’ attı, dedim galiba küçük bir motor takmış adam kendisine ve tabii ki Fransa aldı altını…

Dahası da var… 15 yaşındaki Litvanyalı Ruta Meilutyte 100 Metre Kadınlar Kurbağalamayı kazanmış… 15 yaşında… Bravo…

Bir de Ramazan’dan bir haber… Malatya’nın Sürgü Beldesi’nde sahurda evinin önünde davul çalınmasından rahatsız olan Alevi bir ailenin evi taşlanmış… Camları kırılmış, evin yanındaki ahır yakılmış… Buna yapılan ‘harika’ bir yorum var örnek teşkil edecek… Beyazgazete muhabirlerinden Muammer Yaşar, (noktasına, virgülüne dokunmuyorum) ‘O yamyam aile de mübarek Ramazanın simgesi olan davuldan rahatsız olmayacak. Nasıl bizler sizin ceminizden, deminizden rahatsız değilsek, siz de artık hazmedin. Etmezseniz yakarlar da, yıkarlar da gardaşım. Herkes akıllı olacak, herkes inancına saygılı olacak’ demiş Sosyal Platformun birinde… Daha da durmamış ‘Ufak, hayvan artığı bir soru bu. Aleviler neden Müslüman mahallesinde salyangoz satarlar? Satarlarsa tıpkı bizim can Sivasımızda olduğu gibi yakarlar sizi oğlum’ demiş… Kanım mı donsun, küfür mü edeyim bilemedim… Gazete, Sivaslı olan muhabirin işine son verildiğini açıklamış… Versen ne olur bu zihniyette milyonlarcası varken!

Saat 11:46 olmuş…
Sonra mı?
Yok bir şey…
Saygılar efendim…

4 yorum:

  1. nasil gundem bu böle

    YanıtlaSil
  2. denize girde kurtul artik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayaklarımı değdirdim rahatladım, teşekkür ederim yorumunuz için Sn.Anonim...

      Sil
  3. saygı duycaksın tabi inanca kafir olmicaksın

    YanıtlaSil