16 Temmuz 2012 Pazartesi

The Amazing Spider-Man, Trump Towers ve Eğlenmek


Trump Towers Cinemaximum Salon 2

İnsan bazen kendi yaratmalıdır eğlencesini… Zaten dağılması gereken bir kafanız varken arada soluklanmak düşünmemek çok iyi geliyor…



Cuma 13… Uğursuz filan değildi benim için… Hatta öyle yüksekti ki auram, durakta beklerken gül bile attılar arabanın birinden… Kahkahalarım da uzunca bir çınladı tabii…


Dedim madem soluk almam lazım, ‘kaçmam’ lazım sinemaya gideyim… Yalnız Cevahir AVM’deki Cinemaximum’a kesinlikle gitmezdim…(Bkz. Avengers, Derbi ve Cinebonus'un Eşsiz Hizmeti) Ee ne yapacaktım peki? Aynen Trump Towers’a gittim…

~~

Dev gibi bir bina burası… Mecidiyeköy’de… İçi ferah ve sakin… Cevahir gibi adım başı insan yok… Yalnız yön tabelaları başarısız geldi… Kafam döndü nerede olduğumu bulana kadar…

Sinemayı buldum… İki film arasında gidip geliyordum… Ya Ice Age’e gidecektim ya da The Amazing Spiderman’e… Yazı tura attım… Sonuç tura… Sonuç Spiderman…

~~

Gişedeki hatun gülümsedi… Dedim karar veremedim… Çok güzel bir ilgi başladı ta gişeden… Balık kokmuyordu baştan…

Aldım bileti… Her şey şahane… İçeri girdim… Girerken yine görevlilerin ilgisi gayet iyiydi… Hoş geldiniz, iyi seyirler filan… Dedim bir an buranın sahibi benim galiba…

Çok uzattım farkındayım ama anlatmam lazım… İçerisi ferah ve Cevahirdekinin aksine oturma yerleri var… O kadar sevindim ki anlatamam… Ayakta öyle dangalak gibi bekliyorsunuz Cevahir Cinemaximum’da…

Salon 2’de benim film ama gelmişim 40 dakika önceden ne yapacağım bekleyeceğim tabii… Bir baktım ki masalarda ‘Etkinlik Bülteni’ var… Dedim şahane misiniz bana mı öyle geldi… Bir artı daha…

~~

Girdim salona… Buldum yerimi… Koltuklar Cevahirdekine göre çok daha büyük ve rahat… Ama butik bir havası var sinemanın… Salon dev gibi değil…

Bir eksi verebilirim o da fragmanlar dönerken ışıkların kısılmaması… Kısılsa havaya girmemiz daha kolay olurdu… Fazla reklam yoktu bu da iyiydi…

Filmi bilen bilir… Tobey Maguire üç seride de oynamıştı… İyi miydi? Evet, ama eksik vardı… Tobey, Peter Parker olmak için fazla ezik ve çelimsizdi…

~~

Peter Parker (Andrew Garfield) çocukken ailesi onu ‘terk eder’… Babasının araştırmaları onun hayatını tehlikeye sokmaktadır. Baba Richard Parker (Campbell Scott) oğlunu halası May Parker’a (Sally Field) bırakmak zorunda kalır… Ve ortadan kaybolur…  Peter’ın bazı cevaplara ihtiyacı olacaktır…

 Bir kere Andrew Garfield’a hasta olsam yeri… Ama ergen gibi değil… Çocuk o kadar yerinde bir seçim ki Tobey de kim diyorsunuz… Peter Parker’ın espri anlayışı, karizması, şekerliği aynen aktarılmış… Emma Stone da vardı filmde… Gwen Stacy rolünde… Nasıl yakışmışlar anlatamam ki kimyaları inanılmaz tutuyordu… Bayıldım… Filmde pek beğenmediklerim arasında Dr. Curt Connors/The Lizard (Rhys Ifans) vardı… Yani adamın kendisi değil de ‘The Lizard’ ahım ahım değildi… Fazla ‘insani’ gördüm kendisini…

Yönetmen koltuğunda Mark Webb var… Ki kendisi yine çok beğenerek izlediğim 500 Days Of Summer’ın yönetmeni… Hikayenin yazarları arasında Zodiac’ın prodüktörü de olan James Vanderbilt var… Stan Lee? Onu saymama gerek var mı?

Imdb.com 7.6/10 vermiş filme… Bense 8.1/10 verdim…

~~

3D filme yakışmış… Efekt de kusmuyorsunuz o kadar çok… Yani duygu var… Daha gerçek… İnsan var bir kere merkezde… Sevdim bu durumu… Ve giderseniz jenerik akana kadar bekleyin, pişman olmayacaksınız…

Ve film bitti… Çıkacağım… Adını bilmiyorum ama bir görevli delikanlı vardı… Kendisine ilgisinden, güler yüzünden ötürü çok teşekkür ediyorum… Kendimi iyi hissetmeme sebep oldu…

Sonra mı?
Dark Knight Rises ve Step Up Revoluiton gelecek… İyi gelecek…
Saygılar Efendim…

1 yorum: