22 Haziran 2012 Cuma

Kalem İşi


Yanan sönen bir imcelin beyaz sayfadaki gerginliği paha biçilemez bir şeydir… Hele ki kafasının içinde milyon tane Tilki olup hiçbirinden faydalanamayan ve tüm düşüncelerin birbirine karıştığı bir zihin yapısındaysanız harikasınız demektir…

Benim kadar kasıntı birinin ‘rahat’ yazması genelde beklenemez… Her ‘havalı’ hatun gibi sinkaflı yazmalı, ağdalı, uzun, yağlı, yapışkan kelimelerle yazmayı isterdim mesela… ‘Ulan, lan, f***k, s*** git, bull s**t, A.Q. (Auto Qualification olan değil)” filan yazabilirdim bol bol… Rahat Hatun tipi olabilirdim… W, Q, X gibi harfleri içime yedirip hatmedebilirdim... 

Rahat Hatun havalıdır… Cool olur… Erkek ortamlarında da küfür eder, ofsayttan anlar, isteyene ‘verir’, istediğine ‘verir’ filan…

Ya nereden geldim bu konuya? Tilkilerim yüzünden tabii ki…

Ama gerçekten nedir ki ‘Rahat Hatun’ kavramı… Çünkü kendime bakıyorum ben yazarken ciddiyetle yazarım… Espri yaparım, ironi yaparım, güldürürüm ama ciddiyimdir… O sezilir… Çünkü kelimelere saygım var…
Ya konuşurken?

Sesim iki kutba ayrılıyor… Ya çok seviliyor, düzgün bulunuyor, İstanbul Ağzı varmış filan ya da acayip rahatsız edici ‘Gurbetçiler’ gibiymişim mesela… Ortası yok… Etrafımda da kadın popülasyonu genelde fazla değildi… Daha doğrusu o güruha giremedim pek… Ablalarım kuzenlerim ‘Sen küçüksün, anlamazsın’ derdiler… Lisede filan popüler kızlarla etek ve bacak yarışı da yapmadım… Kırk bedendi eteğim ben otuz dört iken… Bir arkadaşımın tabiri ile ‘Börek Etek Liseli’ hali bende zorunluydu biraz… Bu yüzden havalı kızlardan ve 5 adamı birden idare eden hatunlardan izole takıldım hep… Ki hal böyle olunca en iyi arkadaşlarım bir kaçı hariç hep erkek oldu… Vardır ya az güzel ama zeki kız ve ‘normal’ diye tabir ettiği arkadaşları hep güzel adamlardır filan… İşte ben oyum… Memnun oldum…

PES, FIFA oynayıp “Bilmem neresine bilmem ne yaptığım bilmem nesi versene o pası dangalak!” gibi hafiflettim ben yazarken ama cümleler kurmadım da PES, FIFA oynadım… Oynarım da hala… X, W, O, n filan bilirim yani… Bunu da öğrendiğim bana çok şey öğreten insana da ayrıca teşekkür ederim…

İşte yazarken bu kafayı vermeyi düşünmüyorum hiç… Özeniyorum evet o yapışkanlı, sinkaflı hatunlara ama bar ağzı, sokak jargonu ile sadece ‘rahat’ olduğumda konuşabildim… Yazamadım… Daha doğrusu hiç yazmadım…

Bundandır ara ara sıkıcı bulunmam sanırım… Bulan okumaz bulamayan da aramasın artık kaynağını zira birinin üstünde oturuyorum 29 yıl 6 ay 15 gündür diğeri ile yaşıyorum biri de Tilkilerimin İni işte…

Bu satırları yazmamda bir amaç yok… Sadece yazmak benim amacım… Bu iş ‘Kalem İşi’ çünkü… Bir de ses duyurmak lazım gerekli yerlere…

Duydunuz mu?
Saygılar efendim…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder