14 Şubat 2012 Salı

Açık Mektup



Baştan uyarayım, ön yargılarınız ve ebeveynleriniz satırlarımdan uzak dursun… Üzerine ‘yanlış’ şeyler alınanlardan müessesem ve şahsım sorumlu değildir, çok cevap vermek isteyen olursa kaçan da yoktur…



Bu bir “Açık Mektup”tur… Dört başı mağrur ve bir kısrak başı gibi uzanan kalbimden çıkmıştır… Kelimelerin dağınık olarak yerleştirilişi tamamen bana, keyfime ve kâhyama aittir, lütfen sorgulamayınız…

***

İnsan hep bekler, umut eder ya, kızar ya ara ara, sevinci vardır gözlerden ırak büyüttüğü, bırakırlar ya onu kursağında tam bu durumdayım işte… Tam bu durumun şekil A’sıyım en yalın ifade ile… Yarınımın A’sı o kadar kısa ki yarında değil dünde kalmış; tutkusu kesilmiş, toprağı çatlamış, saksıda yapayalnız kalmış bir ‘Menekşe’yim sanki…

***
Bir rüya görmüştüm birkaç yıl önce (02.06.2010 Çarşamba Gecesi) iki güzel insan vardı gün doğumuna karşı büyük bir evin bahçesinde bir ağacın gövdesine dayanmışlar… Kız Adam’a o kadar âşık ki aşkından gözlerine bakamıyor bile… Art niyet, fiziki istekler, kötülük yok… Sadece elini kalbine koyuyor, ürkek ve heyecanlı… Sıcacık atan bir kalp ki Adam da Kız’ı deli gibi seviyor… Gün doğmakta aynı anda, sıcacık, tatlı ve umut dolu… Kız Adam’ı tanımıyor ki aslında… Hiç görmemiş… Adam da Kız’ı… Gözlerini ayırsalar birbirlerinden görmeseler ölecekler sanki nefesleri Azrail’in hazinesi olacak… Ve başka bir karede bir yolculuğa çıkıyorlar, kara yolu ile… Adam en arkada oturuyor, Kız ise kapının hemen önünde… Nedense ayrı ayrı oturmuş bulunuyorlar… Kız bir an olsun alamıyor gözlerini Adam’dan… Bir an olsun aklını kaçırmamak için ayırmıyor gözlerini… Ve ne oluyorsa oluyor… Aradan 50 ya da 54 zaman geçiyor… Adam ayrılalım, bitti diyor… Kız öyle ağlıyor ki, öyle patlıyor ki ciğerleri, öyle acıyor ki kalbi her şey kararıyor sanki bir anda… Dünya topluca başına yıkılıveriyor… Ve sesini o enkazın altından kimse duymuyor…

***

Uyandığımda gözlerim çapaklanmıştı, başım ağrıyordu… Rüyanın da etkisinden çıkamadım çok uzun süre… Hatırladığım net kareler var… Adam’ın esmer oluşu gibi… Yüzü tam yok bilmiyorum ama gözlüklerini hatırlıyorum… Uzun boylu ve zayıf olduğunu… Üzerinde beyaz bir şey olduğunu… Bindiğim otobüsün tozlu yollarda gittiğini ve etrafın gün doğumundan turuncu olduğunu… Çok gerçekçi ve bana her zaman uğramayan bir rüyaydı bu… O zaman bilemedim bana şu anda bu satırları yazdıracağını…

***

Aynı ben tuhaf rüyalar görmeye devam ettim… ‘Pembe’ Flamingolar, yardım dilenen, yalvaran kuşlar filan… Aksiyon ve film tadında daha niceleri… Ha görmeye de devam ediyorum o ayrı… Ama birinden fena uyandırıldım…

***

Tam 14 ay boyunca bir ‘rüya’nın içinde buldum kendimi… Ya da kaybettim belki de bulmak yerine… O ‘meşhur cümleyi’ çok duymuştum ama hiç söylemedim tam 14 ay… Ben ki o cümleye ne anlamlar yüklemiştim ne büyük bir andı ve büyük bir olaydı o cümle benim için… Ta gözlerin içine baka baka haykırmaktı biraz utangaç ama içten… Ve aradığım bir parça huzurdu ki hala da arıyorum buldum sandım… Huzur verdim sandım… ‘Ulu bir Çınar’dı kalbim, gölgesinde merhamet saklıydı, çok affediciydim sandım… Güvenmek var ya benim anlamadığım hatta korktuğum onu bile başardım sandım… Bütün bozgunlara hazırdım oysaki ‘öğreniyordum’ çünkü ve ilk kez dürüsttüm herkese…

***

Uzakmış, eksikmiş, azmış, sessizmiş tıkadım hepsine kulaklarımı… İnatçıydım ya hani sabırlıydım biliyordum ya ‘olacak’ en güzeli her şeye herkese tıkadım kocaman kulaklarımı… Aklım bas bas bağırdı da dinlemedim belki de ilk kez… Sus dedim bu senin ‘masalın’ bu senin ‘rüyan’ değil…

***

İnsanım ya dönemeçlerim olmalı… Mesela 5 gün önce* 29’uma basmam gibi… Saçlarıma birkaç beyaz daha eklemem gibi… Kaybedecek harcayacak başka zamanımın olmaması gibi…

***

Bir lanet vardı sanki kovalıyordu beni… Hayatıma girenler ya Dünya’yı kurtaracak kadar meşgul ve çalışkandı ya da uzaktaydı benden… Ya da ikisi birden… Basit ilişki kavgalarının hiç birini bilmem mesela… Sebepsiz olanlardan hani… Kız tarafının kapris yaptığı, burun kıvırdığı, genç tabir ile ‘trip attığı’… Ya da erkeğin kıskançlık ile saçmaladığı, elin adamlarıyla bu yüzden kapıştığı filan… Jestler örneğin… Pahalı olanlardan değil… Ufacık… Değerli bir şey… Kalpten yollanmış… Haydi, bunu da geçtim, bomboş pozlar verilip çekilen bir kare fotoğraf… Nispet diye bağıranlardan hani… Sizin yok benim var diyen cinsten… Kızlara tırnak yediren çeşitten… Bendeki tarife, hep “Sağ Yan’ım’da” bir boşluk, hep bir yalnız, karelere küçük gelen eğreti bir gülümseme ve zorla parlatılmış bir çift göz… Hayat Photoshop’u biraz fena kısacası…

***

Kızamıyorum deli gibi kızgınken ve birçok şey içimde kalakalmışken… Hem fırtına öncesi bir dinginliğim hem de hiç fırtına çıkmayacak gibi bir yorgunluğum var… Bir tek istekle koca bir rüya yerle bir oluyorsa ben rüya gerçek olsun isteseydim kim bilir neler olurdu diyorum ki ben her uykuma ‘tatlı huzurlu rüyalar’ dileği ile daldım, her sabaha biraz daha bağ örerek uyandım… Galiba ödülüm bu olmamalıydı…

***

Bu bir “Açık Mektup”tur… Dört başı mağrur ve bir kısrak başı gibi uzanan, umudu kendinde patentli kalbimden çıkmıştır… Lütfen tüm ön yargılardan uzakta, sıcak, aydınlık ve kimsenin göremediği ve genelde solda bulunan bir yerde kırmadan dökmeden saklayınız… Göz yaşları müessesemizin ikramıdır…

Saygılar Efendim…

*Yazılış Zamanı: 12.01.2012

19 yorum:

  1. Aglayabilirmiyim:(

    YanıtlaSil
  2. boyu devrilsin her kimse

    YanıtlaSil
  3. Bu yazılanlar gerçek ve her kim ise , unutmayın ki; bir gün uzak, eksik, az ve sessiz gördükleriniz karşısında siz, az ve eksik kalıp, uzaktan sessizce izleyebilirsiniz.Hayat size bunu gösterecek kadar uzun, hiçbir kalbi kıramayacak kadar kısa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılanlar gerçek ve kimse kimseden intikam almayacak...

      Sil
  4. gitsin uyusun o her kimse ayıp ya belkide aldatıyodu seni bilmiyodun iyi olmuş gittiği

    YanıtlaSil
  5. Siz pek sevmemişsiniz anlaşılan... Kulaklarınızı tıkadığınızı sandığınız sebepler o kadar masumane ki...Oysa daha önemli şeyler vardır hayatta mesela; insanların değerleri zamanla değişebilir ama karakterleri çok daha önemlidir.
    " Kaybedecek harcayacak başka zamanımın olmaması gibi…"
    Böyle basit değil aslında bir insanın dünyasını başına yıkabilmek.

    YanıtlaSil
  6. Ben mi 'pek' sevmemişim? Pes doğrusu!
    Yine de teşekkür ederim yorumunuz için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu mektubu sanki bir erkek yazmış gibi sevdiği için değil, vicdanını rahatlatmak için sadece...Yanlış anladıysam kusura bakmayın lütfen...

      Sil
    2. O kadar yanlış anlamışsınız ki beni... Yazarken hiç aklıma gelmedi dedikleriniz... Ki erkek tarafı ben değilim...
      Vicdanımı rahatlatmadım... Rahatsız vicdanımı anlattım bu rahatladığım anlamına da gelmez... Dahası "Kaybedecek başka zamanım olmaması" durumu da çok ayrı... Sizin anladığınızla uzaktan yakından alakası yok...
      Nasıl bu izlenimleri uyandırdım bilmiyorum...

      Sil
  7. Bencede sevmemissin hatta aldatmissin sanki

    YanıtlaSil
  8. Madem çok seviyorlarmış birbirlerini bu ilişki neden bitmiş anlayamadım bende. Sorun kız ve erkeğin birbirlerine uzak durması mı, ya da erkeğin kızı küçümseyen tavrı mı ?
    En önemlisi bu aslında; güvenmekkk,dürüst ve kendin olabilmek diğer pek çok şey çözülebilir biraz fedakarlıkla.Bence yazık olmuş, yarım kalmış bitmiş bir ilişki üzüldümmm çokkk etkilendim :’(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz hiç okumamışsınız metni... Bir istek bir 'fedakarlık' hatta ilk satırları okursanız ebeveyn baskısından son buldu bu olay... Kimse kimseyi küçümsemedi... Nerede yazıyor öyle bir şey? Mesafe de ayrı mesele tabii...

      Sil
  9. mesafe ne fena bişi

    YanıtlaSil
  10. Entropi@ Yalnızca yazı karakterlerini değiştirsen de olur gibi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denecek son yere demişsiniz yorumunuzu da bravo...

      Sil
  11. Öncelikle yine her zamanki gibi natürel,abartısız ve buram buram siz kokan yazınızı şimdi okuduğum için özür dileyerek başlayayım söze.. Etkilenmemek mümkün değil.. Ben bittiğine inanmıyorum :)

    YanıtlaSil