29 Eylül 2011 Perşembe

Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor

Başlık konusunda çok düşündüm, ne yerinde olabilir diye… “Sözün bittiği yer” desem söz asıl şimdi başlamalı, “Yürek yanması” desem Allah’ın bildiğini Kul da arada öğrenmiştir nasılsa diyerek onu da yazmadım. Benim yazacaklarım daha “anlamadığım” ve umarım hiç anlamayacağım bir şey üzerine… Terör…


Bir örgüt düşünün… Kendi “milletini” savunmak (!) için türlü eylemler yapsın, dikkat çeksin. Mayın patlatsın, kendi dilinde slogan atsın, kaldırım taşı söksün, otobüslere saldırsın, dükkan, durak, ev dinlemeden Molotof dedikleri basit “bombayı” atsın, çatışsın, kırsın, döksün… Dünya’nın her yerinde oluyor bunlar neden yadırgayalım değil mi? Ama ya insanlar ölüyorsa…

“Masumların canına kast ettiler” der arada haberler, gazeteler filan… Buradaki “masum” kendini savunamayan kişi anlamındadır ki daha yeni yaşadık, gördük, doğmamış bir bebek öldü… Sivil, masum ve vatandaş… Pekala, 20-25 yaşında gencecik delikanlılar askerler çok mu günahkardır da “şehit olduklarında” ufacık bir alt yazı olarak geçerler?

Silahı filmlerde veya magandaların elinde oyuncak olarak gören delikanlılar adam öldürmeyi bilir mi? Yoksa “vatan için” kendisini mi feda eder?...

Öldürenin, eylemi gerçekleştirenlerin vicdanı nerededir peki? “Halkımı savunuyorum” mantığı ile başka “halkları” öldürmek ne kadar doğrudur? Tetiğe basan mı yoksa onun kafasını yıkayıp tetiğe bastıran mı suçludur?

Kaç eve, kaç yüreğe, aileye ateş düştü artık saymakta hayli zorlanıyorum. Anlamadığım bir duygu bu, bilemem ne kadar acı verir yürek yanarken “Vatan sağ olsun” demek… Bilmek de istemem ve bilmesini de istemem insanların…

Politikadan, ABD’nin gizli yardımlarından, İsrail’in çaktırmadan desteğinden, Irak’ın tuttuğu kafadan, Büyük Ortadoğu Projesi’nden ve onun eş başkanından çok anlamam ama görünen köy kılavuz istemiyor. Devlet ayakta uyuyor desem “Kükrüyor ya büyükler” diyecek bazılarınız. Sadece kükremekle, tehditle, silahla, zorla, ite kaka her şeyi çözebileceğimizi ya da protesto için “Profil fotoğrafınızı Türk Bayrağı yapın, haydi gençler”, “Lütfen RT: Terörü kınıyoruz!”, “Sayfamızı beğenin birlikte lanetleyelim”, “Terörist başını böyle paylaşmayan bilmem ne çocuğu olsun”, gibi sanal gaza gelmelerin işe yaradığını sanıyoruz… 3 magazin haberi sonra ki İbrahim Tatlıses’in kendisinden 30 yaş küçük sevgilisiyle evlenmesinin detayını hepimiz daha iyi biliyoruz her şey kafamızdan silinip gidiyor… Fatmagül’ün Suçu Ne dizisinde Kerim’in gözlerine, Muhteşem Yüzyıl’daki bilgisayar oyunundan beter Mohaç Savaşı’na, Kuzey ve Güney’de Kuzey’in babasına attığı yumruğa, Arka Sıradakiler Umut’ta Oktay’ın triplerine, Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de Caroline’nin başına gelenlere, Yetenek Sizsiniz’deki şaşırtıcı yeteneklere ve diğer tüm renkli, cilalı, oymalı, süslemeli şeylere odaklanmaya devam ediyoruz… Çünkü kolayı seçmek ve unutmak en iyi bildiğimiz iş… Aynen devam…

Saygılar efendim…

5 yorum:

  1. "Çünkü kolayı seçmek ve unutmak en iyi bildiğimiz iş… Aynen devam…" katılıyorum.

    YanıtlaSil
  2. eğer "yetkili" dediklerimiz birileri varsa onların görevi "ciğerim yanıyor" deyip sızlanmak değil iş yapmaktır, icraattır... "sözün bittiği yer" lafı baydı, kabak tadı verdi, terörün başladığı özal döneminden beri yani 20 yıldan fazladır bu söz kullanılıyor, ha bir de "bıçak kemiğe dayandı" lafı...

    profesyonel asker olsun mu olmasın mı, askerlik zorunluluktan çıksın mı, bedellilik muhabbetini filan geçelim... daha eline bıçak alıp soğan soymamış, silahı ancak counter strike türü oyunlarda ya da kurtlar vadisinde filan görmüş gençlerden, 2 aylık basit bir eğitimin ardından gidip çatışmaları isteniyor. üstelik "karşı taraf"ın sabit ve daimi bir kadrosuna rağmen "bu tarafta" değişken bir ekip var. "onlar" dağları avcunun içi gibi bilirken "bizler" daha ne neredeyi öğrenemeden dönüp yenilerini gönderiyoruz.bazıları ise dönemiyor maalesef.. sonuç ise ortada...

    halkı eleştirmişsin haklı olarak ama siyasetin derdi de bu değil, onlar şimdi nurtopu gibi bir anayasa ile meşguller, sanki her şey hallolmuş da tek sorun oymuş gibi. halkın derdi anayasa değil ki, ekonomi, işsizlik ve terör...

    umursamazlık ve alışkanlık ayrı bir olay ama şu bir gerçek: bu olaydan çok taraflı bir rant söz konusu. gerek türkiye'nin kendisi, gerek pkk, gerekse de ab, abd, israil,vs. ülkeler bundan nemalanıyor, bundan rant sağlıyor, çıkar sağlıyor. emin ol, ne zaman ki bu rant düzeni biter ya da başka alanlara kayar, işte o gün bıçak gibi kesilir bunlar. misal asala... ama o güne kadar da herkesin kanı akacak bu ülkede maalesef. ve artık "her kimin (pkk, öcalan, devlet veya başkası) bu kanda bir çıkarı varsa, bu kanda boğulun ve gün yüzü görmeyin" diye yakarmaktan başka çaremiz kalmıyor çünkü ne desek boş, çünkü vatan sağolsun ile olmuyor bu işler...

    aslında yazacak-söyleyecek o kadar çok şey var ama biliyorum ki hiçbir etkisi yok ve olmayacak... fuzuli'nin dediği gibi "söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" bir durumdayım...

    YanıtlaSil
  3. @Osman Turan: Gayet iyi özetlemişsiniz son cümle ile de.. Teşekkür ederim yorumunuz için...

    YanıtlaSil
  4. O bahsi gecen TV programlarinin da ucer saat olusu da 'yonetim'dekilerin vatandasi uyutma politikasi degil midir zaten?
    Aman uyanmasinlar..

    YanıtlaSil