9 Ağustos 2011 Salı

Ramazan Geldi Hoş geldi (mi acaba?!)

Ağustos’u severim. Yazın son sıcacık ayıdır. Eylül’ü hatırlatsa da arada bir ve yine kış gelecek diye hüzünlensem de severim bu ayı. Ama bu Ağustos biraz farklı geldi. Çünkü beraberinde “11 Ayın Sultanı” da dediğimiz ve çok sevdiğimiz Ramazan da geldi.

Davul sesi, akşam eğlenceleri, Sultanahmet’teki çeşitli etkinlikler, mahyaların efil efil yanması, imamların “sevip de kavuşamayanlar için” yanık yanık ezan okuması, Oruç Baba Türbesi’ne “Kısmetim açıldı burada” (gele gide birini yapmışsındır kendine bilemedim), “Oğlum ÖSS’yi kazanacak inşallah, yavrum” (hangi yıldasın teyze sen!?), “Çok methettiler kızım koştuk geldik” (kaç kişisin peki sen teyze?) gibi bahanelerle ekmek ve sirkesini alanın koşarak gitmesi derken içimiz nurlanmaktadır, ısınmaktadır, kımıl kımıl olmaktadır.


Buraya kadar sorun yok tabii. Her şey rayında, tipik Ramazan Kafası’nda geçip gidiyor. Pekala oruç tutmayan gariban azınlık ne olacak? Gariban diyorum çünkü oruç tutan güçlü çoğunluk genelde hakir görür onları ve  “Kafir, dinsiz, kesin ateist bu öyle olmasa da bizden değil” gibi Yaradılanı Yaradan’dan ötürü hiç de sevmeyen sözlerle anmaktadır gariban azınlığı.

“Mühim olan niyet” iyimser bir yaklaşımdır ki bu kadar optimist birini de bulamazsınız kolay kolay. Niyetin altına yazılan alt metin Cennet’e doğru bir adım ise orucunuzu alın afiyetle yiyin daha iyi ki üzgünüm %89,22’lik bir kısım aynen bu yüzden oruç tutuyor. Ayrıca “Ölsem orucum bozulur mu?”, “Orucumu bizim hanımla açsam caiz midir?”, “Denize girdim orucum yandı mı?”, “Sahurla iftar arasında yesem orucum bozulur mu?”, “Zihnimde fantezisi yüksek bir insanım, orucum bozulur mu?” gibi duyulmamış acayiplikte sorular da bu niyetin ne kadar “sallantılı” olduğunu kanıtlıyor sanki. Yoksa biliyoruz ki 11 ay boyunca ana avrat küfrü dilinden düşürmeyen, gizli gizli haram yiyen, içen, namahrem kavramını sadece kendisine uyarlamayan bir zihniyettedir bu %89,22… Boşuna kandırmaktadır Yukarıdaki’ni ki İslam yalan söylemeyin, dürüst olun diyorsa bunun tersine rağbet var demektir.

İnsanoğlu yasağa meyillidir. Yasak bu yüzden vardır zaten. Bu yüzden Ramazan’da sadece oruç tutulmaz. Nefsi de terbiye etmek, adam olmak ve bunu kalan 11 aya yaymak gerekir. Ha nefsini terbiye etmeyenin terbiyesizliği ne nush ne tekdir ne de kötekle gider o da ayrı mesele. Yukarıdaki’ne havale edin siz onu o gereğini yapıverir, şipşak ve net.

Sözün özü mü ve sonrası mı?
Hayırlı Ramazanlar…
Saygılar efendim… 

3 yorum:

  1. okudum beğendüm

    YanıtlaSil
  2. yazı güzel...

    ben bildim bileli oruç tutarım,hem de ayın tamamını-firesiz...sadece iki yıldır aksıyor,geçen sene bazı sıkıntılar vardı,bu sene de tedavim vardı,o yüzden tam değil...

    neyse, konu o değil. oruç tutanlar hep kendine saygı gösterilsin istiyor. iyi güzel ama ya tutmayanlar ya da tutamayanlar. işte o noktada saygı bir taraflara saklanıyor... eğer oruç tutmayanlar tutanlara saygı gösterecekse, tutanlar da tutmayanlara saygı göstermeli. (oruç konusunda düsturum hep bu olmuştur. + ben tutuyorum diye de herkes tutmak zorunda değil.)

    YanıtlaSil
  3. @Osman Turan : Teşekkür ederim yorumunuz için...Herkes sizinkadar saygılı olsa sorun kalmaz zaten...

    YanıtlaSil