13 Haziran 2011 Pazartesi

Yılın Röportajı Bölüm: 1

Yemedim, içmedim, uyku uyumadım, Tilkilerimle bu tarihi röportajı sadece sizin için yaptım. Bu meydanda sorulamayan soruldu, çok merak ettiğiniz o malum sorular cevabını buldu. Nefesinizi tutarak okuyacaksınız!


Kadın: Öncelikle bunu kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Erkek: (1-2 saniye susarak) Gerek yok teşekküre.
K: Pekala. (derin bir nefes çekerek) Kolaydan zora gidelim isterseniz.
E: Sizi bizi kaldırsak önce daha kolay olmaz mı?
K: Burada soruları ben soruyordum ama… Tamam kaldıralım.
E: Tamam, böylesi daha iyi.
K: Önce kim olduğundan başlayalım.
E: Adem soyunu devam ettiren öylesine bir kulum.
K: Daha fazlası da olmalı.
E: Var. Kadınların tamamlayıcısı, başının belası ama vazgeçemedikleri biriyim. Kısaca “Sevgili” de denebilir adıma. Gençler arasında “çıktığım çocuk” diye anılırım çoğu zaman. Ama değişik mutasyona uğramış adlarım da yok değil.
K: İlginç.
E: İlginç olan nedir?
K: Kendinin farkında olman.
E: İşinize gelirse…
(Gülüşmeler)
K: Konuya dönelim. Davranışların ile yaş bağlantısını açıklar mısın? Yani geç olgunlaşma, hep çocuk kalma durumu sence doğru mu?
E: Abartı diyelim. Çünkü kadınlar sıkıştıklarında bu savı ortaya atıyorlar. Tatmin edilmemiş ve çocukken tamamlanamamış şımarıklıklar büyüyünce sirayet ediyor olabilir. Ama çocuk kalmak, olgunlaşmamak zoru görünce söylenen sözler.
K: Fazla dürüst ama ukala gördüm seni.
E: Doğrular söylenince ukalalık oluyor sizin açınızdan, haklısın.
K: Yaş ve olgunlaşma sorusunu atlattın tamam. Peki, ağlama ve delikanlı pozları meselesine ne diyeceksin?
E: Erkekler ağlamaz kanısı kadınlar çok ağlıyor diye uydurulmuş bir şey. Erkekler ağlar ama her dakika değil. Ağlamıyorum diyen de yalan söyler. Hem bunun delikanlılıkla yumuşak olmakla da ilgisi yok. Ağlamak insanidir.
K: Şaşırıyorum.
E: Neden?
K: İçtensin.
E: Teşekkür ederim.
K: (Gülümseyerek) Rica ederim. Peki bu kadınları anlama ya da erkekleri anlamama meselesine ne diyeceksin?
E: Basit. İki farklı beyin ve doğal olarak iki farklı bakış açısı. İşte hepsi bu.
K: Bu kadar kolay yani?
E: Evet. Çünkü ihtiyaç farklılığının da etkisi ile farklı tatmin yolları geliştirmiş her iki taraf da. Örneğin bir kadın ayakkabı alırken tatmin oluyorsa bir erkeğin de maç izlerken aldığı zevke karışmamalı hatta anlamıyorsa bile saygı duymalı. Sadece ismi başka. Biri ayakkabı diğeri maç. Tatmin ise paha biçilemez.
K: Bunu beklemiyordum. Her erkek senin gibi düşünüyor mudur merak ettim?
E: Söyleyemese de hepsi, içten içe, tam olarak, evet.
K: İçimi rahatlattın ama bu konuyu uzatanlara ne diyeceksin?
E: Tatmin olamamışlık diyeceğim. Anlayışsızlığına kılıf uydurmak da denebilir. Endorfin kaynakları farklı olsa da dediğim gibi sonuç aynı ama farkında olmak lazım.
(Gülüşmeler)
K: Güzel oldu bu. Daha kritik sorulara geçelim mi?
E: Nasıl istersen…
K: Ya da o da sonra olsun…
(Sessizlik ve bakışmalar)
E: Tamam.
K: Tamam.

Devamı mı? 
Dedim ya “Sonra”….
Saygılar efendim…

5 yorum:

  1. Eğlenceli ve düşündürücü bir yazı. Kadın ve erkek arasındaki doğal farklardan doğan çekişmeleri espirili bir şekilde yansıtmışsınız, devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. Beğenmekle birlikte; cevaplayan hemcinsime saygı duymakla beraber, bir erkek olarak sorulara kendi bakış açımdan bakmayı istedim :) Kim olduğumdan başlarsak eğer; kimsenin başının belası olmayan ama bu hayatta ikinci bir "Ben" olmadığı için vazgeçilemeyen, "Erkek olmak kaderdir ama adam olmak, her erkeğin harcı değildir" düsturunu ilke edinmiş, Adsız, sıradan bir bireyim :)
    2. soruya gelince; ne kadar yaşlanırsa yaşlansın, herkes biraz çocuktur aslında.. Bunun kaynağı ise hayal dünyamızdır. Sorarım size, hayal kurmayan kişi var mıdır?
    Gelelim ağlama ve delikanlı poaları meselesine.. Gülmek, nasıl ki bir ihtiyaç, bir duygu ve coşku belirtisi ise, ağlamak da en az gülmek kadar elzemdir. Kadın-Erkek ayrımından ziyade insani bir erdemdir. Ayrıca damardaki kan deli olmadıktan sonra delikanlılık, sinema çekimi olup, millete DVD diye film satmaya benzer :)
    Son olarak birbirimizi anlama olayına gelirsek; elbette ki iki farklı bireyin iki farklı hayatı vardır: iki farklı göz, iki farklı yürek, iki farklı hayal... Farklılıkları ortadan kaldıran ve herşeyi anlamlı kılan ise, Dünya üzerindeki her 10 insandan sadece 3'ünün sahip olabildiği o üstün erdem Anlayış'tır. Bu özellikten mahrum olan hangi tarafsa, erdemli olan diğer tarafı "Anlayışsız" ilan eder ve bu sorun, bir soru olarak daha nice yıllar sorulmaya devam eder. Torunlarım bile bu soruya maruz kalır,eminim :)
    Ancak,iki "Anlayışlı" insan biraraya gelirse... Sanırım bunun cevabını vermektense yaşamayı tercih ederim, ki zaten 8 aydır yaşıyorum :) :)
    Saygılar bizden efendim

    YanıtlaSil
  3. Çok çok iyi. Tanıdık gelen çok şey var bu yazıda,hem bana ve eminim bir çok hemcinsime... Devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  4. @Saçmalayan Kız: Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Devamı var 3 bölüm daha...İstek ve öneriler varsa daha da olur...

    YanıtlaSil