21 Haziran 2011 Salı

Gıcığım Var -II-



            Serinin birincisini bilen bilir. Bu sefer çığ gibi büyüdüm, katlanarak arttım, gözümü kararttım, kafayı yedim! Hayırlı olsun!
         Gıcığım var, uykumun bölünmesine, sinirlerimin bu yüzden çarpılmasına, yorgunluğumun artmasına, sakinliğimin eksilmesine,
           Gıcığım var, otobüs yolculuklarında yanımda oturanın uyumsuzluğuna
           Gıcığım var, keyifle karışık çerez yerken ağzıma yaş üzümün gelmesine,
           Gıcığım var, ünlü birinin ülkemizi ziyaret etmesi ile 3. Dünya Ülkesi olmamıza,
           Gıcığım var, iki kişiden birine,
           Gıcığım var, entrikası bol iş hayatına,
           Gıcığım var, işine gelmeyince kadını erkeği ayırana tutup buna pozitif ayrımcılık diyene,
           Gıcığım var, koçum aslanım gazıyla ahkam kesip alt metni sıfır olana,
           Gıcığım var, uzaklığa, fazla yakınlığına, ortası olmayan olaylara,
           Gıcığım var, kafa yıkayan televizyon programlarına, onları sunanlara, içinde oynayanlara, bizi de bu oyuna sürükleyenlere,
          Gıcığım var, Süheyl ve Behzat Uygur Kardeşlere (Of hem de nasıl!)
          Gıcığım var, düz mantıklı herkese (Bkz. Stockholm Sendromu ve buna karşı yapılan Dünya’nın en düz karşı açıklaması!)
          Gıcığım var, onca sabır gösterip, emek verip yaptığım dijital bir şeyin %99 olduğunda hata vermesine,
          Gıcığım var, bugün git yarın gel’e, memurun küçük dağları ben yarattım havasına,
          Gıcığım var, heyecana, paniğe,  ani ses yükselmesine, (Xanax’ım nerede!)
          Gıcığım var, monotonlaşmaya, (Bunu ben mi diyorum!?)
          Gıcığım var, Kara Fatmalara, Deve Hörgüçlülere,
          Gıcığım var, misyonerliğe soyunana, namus namus diye gezene ama en namussuz olana,
          Gıcığım var, musluk suyu ile demlenmiş klor kokulu çaya,
          Gıcığım var, ellerim üşüyor dediğimde “ısıtırım ben” diye karşılık verene, (Belki kansızlık var hayret bir şey!)
          Gıcığım var, bütün küfürlerin kadınlara yönelik olmasına,
          Gıcığım var, her kızdığınızda, üzüldüğünüzde o malum sorunun gelmesine: “Muayen misin?” ,
          Gıcığım var, topuklu ayakkabı ile seke seke rahat rahat yürüyenlere (Aslında buna gıpta da diyebiliriz!)

Sonra mı?
Belki devamı gelir…
Saygılar efendim…

2 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Keşke isim belirtseydiniz Sn. Anonim...
      Teşekkür ederim...

      Sil