8 Haziran 2011 Çarşamba

Bir Varmış Bir Yokmuş

Anlaşıldı bana fazla mesai yaptıracak bu gündem ve bir türlü dinlenemeyecek zavallı yorgun demokrat. İçimdeki cümleler bile karıştı. Tam bir beyin curcunası yaşıyorum.

Biliyorsunuz seçtirip gitme gününe çok az kaldı. Bu Pazar Kabil Habil’i öldürmez, Havva Adem’e başım ağrıyor demez, bir cihat saatte 100 km hızla Allah Allah diyenlerce gerçekleştirilmezse pazartesiye uyanmak için bir nedenimiz olur.
Yeni muhabbetimiz mitinglere kaç kişi geldi, kimin saydığı doğru, biz kaç kişiyiz, bir varmış bir yokmuş durumu. Kalabalığın kurusu, yaşı, makarnalısı, açı, susuzu önemli değil, Haticedir evvela değerli olan Netice üvey kardeştir her zaman.
Soru: Düşünün, hafta içi, mesai saatleri içinde bir parti miting yapsa sonra o mitinge 100 bin kişi gitse haydi bunların 10 bini polis olsun (çok iyi niyetliyim görüyorsunuz) kalan 90 bin nedir?
LYS’de bu kadar “zor” bir soru bulamazsınız, KPSS deseniz kopyasından yenmediği için sorunun cevabını bilmek veya bilmemek mesele değildir. Cevap aslında kalabalığın kendisinde saklıdır: İşsiz ve boş insan yığınları.
Dahası utanmadan “sidik yarışına” giren parti liderlerinin “Tek başına iktidarız” (Alt metin: Benim mitingim seninkini döver hatta Kasımpaşa’dan Taksim’e kovalar benimkiler seni, hatta mühim olan işlevi! Yürü de ense tıraşını görelim!) söyleminin, alakasız saatlerde toplanmış kalabalığın varlığı ile ultra yalan olduğu görülmektedir. O kalabalığı toplamak değil, o kalabalığın olmamasını sağlamak en güzelidir. Çünkü işi gücü hatta iş gücü olan bir devlet, ülke yaptıkları ile övünmez zaten görünen köy kılavuz istemez kargalara da boş boş uçmak kalır, yaşasın burnumun direği!
Lafı dolandırmaya gerek yok. Düz dümdüz mantık ile düşünelim ne kadar çok kalabalık o kadar çok işsiz avare insan demek ki bu da iyi bir şey değil. Ve dün çok sevdiğim bir köşe yazarının da değindiği bir husus daha vardı. İzmir Gündoğan Meydanı’na gelen A.K.lanmış kalabalığın büyük bir kısmı İzmirli bile değilmiş! Meydanda kaybolanlar olmuş milleti polisler otobüslerine bindirmiş. Buyurun cenaze namazına!
Susuz köye çamaşır makinesi yollayana, tarihi geçmiş makarna yedirene, helal görünümlü kredi kartı verene, dini alet edenlere, bol keseden atanlara, ayrımcılık yapanlara, ABD’nin yeğeniyim havaları atanlara, Ankara’da dayısı, denize kıyıda yalısı, dün meteliğe kurşun atıp bugün milyon dolarları, öroları (oyro, avro veya yuro da denir kendisine) olanlara ve sizi ayaküstü kandıranlara bir zahmet dur diyin de bir ertesi günümüz olduğuna inanalım. Yoksa daha çok masal dinleriz.
Saygılar efendim…

1 yorum:

  1. yilmaz ozdil ile bekir coskun arasi bir sey bu

    YanıtlaSil