17 Mayıs 2011 Salı

You did not talk about Fight Club!

             
  ".....Etrafıma baktığım zaman bir çok yeni yüz görüyorum. Susun! Bu ilk iki kuralı çiğnediğiniz anlamına geliyor. Burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum, bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun! Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş! Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde! Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz.
                    Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. bir amacımız ya da yerimiz yok! Ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı bizim savaşımız fani bir savaş. En büyük buhranımız hayatlarımız.
                    Televizyonla büyürken milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık. Ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız!..."
          

                    Bu repliği bilirsiniz değil mi? İçinde bir çekilme bir katılık barındırması bir yana kült olmuş, ezberlenmiş bir kelimeler topluluğudur okuduğumuz. Öyle ki bahsetmeyesimiz gelir bundan ama içten içe yaymak isteriz ruhumuzu arındıran krallık köleliğini. Aslında ya IKEA yataklarının "kölesi"yiz, ya da 15. katta kutu tabir edilen bir daire sahibiyizdir.
                   
                   Uykusuzluk "Adsız Borçlular" ya da "Tüberküloz" ile son bulur. "Testis Kanseri" olmamışlık bile olmuşluk kadar ağlatır. Ağlarsınız ve rahatlarsınız. Yalancı olmak işimize gelir. "Bob'un kadın göğsü var"dır ve biz "Tanrınınkiler de böyle olmalı" deriz. Ve bir gün "Herşey mahvolur", "Tümör"ünüz -ya da "Sahtekar"ınız- çıkagelir, uykusuzluk sarar her yanınızı ve asla eski "yalan" olamazsınız. Ve aniden, hatırlamadığınız bir anda, bilmediğiniz bir yerde uyanırsanız "başka biri" olarak uyanabilir misiniz?
                  
                   Kaderiniz Acil Çıkış Kapısının yanındadır. "Tek Porsiyonluk" yaşamınızda en "Multi Seçenek" kişidir o. Kartını verir size. Elinizdeki "ölümcül" bir şeydir ama kaderiniz de yanında promosyondur işte. Kuponsuz ve bedava! Prosedür yüzünden bavulunuzdan, Calvin Klein gömleklerinizden, kötülüğünüzü ve insani sıvılarınızı bastıran parfümlerinizden, diktörtgen bir yaşamdan olursunuz bir anda. "Kutunuz" da yanmıştır en olmadık zamanda. Jeton önce "Sahtekar"ı sonra da "Kader" i arar. Kaderdir bu, bumerang gibi. Kapansa da jetonlu icad, zillenir başınızda ve açarsınız "*69" lanmış kaderi. Önce yeni bir kutunuz, sonra yeni bir terapistiniz olur bir anda "Kader". Adına birşey demezseniz dışarda siz sizsinizdir. Sarı kravatını takan "Salı Günü" gibi sıradansınızdır; ve günler sizi bu yarışta geçtiğinde eski siz ile yeni siz arasındaki yedi fark biter bütün "siz" ler kaynaşır anlaşır. ve işte doğdunuz bile tek yumrukla!
                   
                   Kan tuz ve zafer kokan sokaklardan bodrum katlarına taştınız; sonra çoğaldınız, ürediniz, her gece bilmediğiniz halde "Sahtekar"la seviştiniz, suya "Sabun"a dokundunuz, kanattınız. Ordunuz oldu, yüzbinleriniz size taptı, "Tarihin Ortanca Çocuk"larına gerçekliği anlattınız, bilmediğiniz suikastler yazdınız. Nasıl mı? Ne demişler: "Yaşasın Kader". Herşey birden sondan başa sardı. Söylecek sözünüz kalmadığında aslında "Kader"in "Siz" olduğunu görüdüğüzde şizofren tavrınız gardını aldığında, "Kader" "Kıyamet Projesi"ni çoktan onaylamıştır. Nitro gliserinli bol köpüklü bir patlama herkese iyi gelir aslında. Arınmak buna benzer. Kurtulup "Kendiniz"e ateş ettiğinizde de sonu zaten yazmışsınız demektir. Siz Tyler Durdan "Kader"in dövüşünü kazandınız.
                  
                  Bu filmi önce izlemenizi tavsiye ederim ki zira o zaman yazdıklarım anlam bulur. İnanılması güç kurgusu, replikleri ve anlamı ile yönetmen David Fincher sizi unutması zor bir bulmacaya belki de "Kader"inize sürüklüyor.

İyi seyirler.

                

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder