2 Mayıs 2011 Pazartesi

Umuda Mektup II

Tilkilerim tuhaflaştı, bana kafa tutar oldu. Bu sefer de “Samimiyetini umuda mektuba devam ederek kanıtlarsın ancak” dediler. Zeus, kendi aşkına lütfen derken “Bunu ancak sen yapabilirsin” dediler, sustum. 
 
“Suçluyum,  
 
Evet, biliyorum. Gönderemedim cesaretimin yazılı belgesini sana. Suçluyum, çünkü iç sesinin tanımladığından fazlasını istedi gönlüm. Suçluyum, çünkü hayatına ‘sıradanlıkla’ değil gerçekten dahil olmak istedim. 
 
Bugün gözlerinde başka bir anlam vardı. Bakışlarında başka bir buğu. Gri bir ciddiyet perdesi uçurum derinliğindeki bakışlarını örtüyordu sanki. Yine beni ‘fark ettin’. Birkaç dakika sürdü yüzüme bakman. Uyarır gibiydin. Biraz da kızıyordun sanki. Utandım, başımı eğdim. Kaç saniye, kaç dakika deldi geçti içimi derinliğin bilmiyorum. Sigaranı yaktın sonra. Onda bile bir kontrol bir keskinlik vardı. Yağmur olmuştun, gökkuşaksız gri bir bulut kümesi idin. Öylece kalakaldım... 
 
Birkaç saat geçmişti bu soğukluğunun arasından. Konuşuyordun biriyle. Uzağındaydım biraz ve görüşümde sayılmazdın pek de. Gülümsedin. O anlık olay sanki bana ağır çekimde oluyormuş gibi geldi. Orada da bir ciddiyet vardı. Başımı eğdim ki anladın bakışlarımın üzerinde yarattığı cılız ağırlığı… 
 
Dersteyim. Hoca konuşuyor ama bana uğultu gibi geliyor dedikleri. Sanki herkes çok hızlı akıyormuş da ben durmuş gibiyim. Düşüncelerim varlığının nerede olduğunu sezmeye çalışıyor kalbimle beraber. Neredesin acaba şu anda? Zaman akmıyor. İnsanlar etrafımdan dumanlar saçarak geçiyor. Yakıyorum bir tane ben de. Nedense keyifsiz geliyor en keyif aldığım eylemim. 
 
Ve sonunda görüyorum seni. Dışarıdasın, soğuk sayılan havaya bakıyorsun ve minik minik yağmur damlaları damlıyor yüzüne ve 30’lu yaşlarında olmana rağmen kırlaşmış saçlarına. Biraz kıskanıyorum onları ve utandırıyor bu beni. Dudakların kımıldıyor bir şeyler savuruyorsun havaya. Yüzünde ve gözlerinin kenarlarındaki hafif kırışmadan anlıyorum sinirlendiğini. Kötü sözler söylemenin bile sana yakıştığını düşünüyorum ve kesinlikle haklıyım. 
 
Elim gitmiyor ‘gönder’ butonuna. Ve galiba yine korkacak kalbim olacaklardan. Bugün değil demek ki, bugün değil seninle zamanımız… Sonra...” 
 
Devamı mı? 
 
Yazıyor ya yukarıda… 
 
Sonra, sonra… 

Not: İlhamım sözüm sana kendine dikkat et...

2 yorum:

  1. İfade tarzı çok güzel gerçekten çok beğendim yazını.Kızlar soruyordan da cevaplarını okumuşluğum vardır.Güzel bir site.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, evet orada da yazıyorum naçizane...
      Oradaki yazılarıma da beklerim...

      Sil