16 Mayıs 2011 Pazartesi

Depresyonum Geldi

              Tilkilerim “Havalar da pek dengesiz, tıpkı senin gibi” diye söyleniyorlardı. Gürleyiverdim Zeus misali, korktular. Acıdım, elimi öptüler, sustum.
              Buyurun buradan başlayın isterseniz, tam buradan! Havaların bozmasına yakın özellikle Sonbahar gelince adettendir biliyorsunuz; yağmurlar yağar, hava grileşir, ağaçlar sararır, turunculaşır yerler, ıslanır camlar vs. ve tabii ki en tabi hakkımız çıkagelir sürpriz gibi: Depresyon!
              
 "Ah merhaba canım sen mi geldin?!" diyerek karşılamazsınız tabii onu. Pazartesiler kadar kötüdür bu duygu ya da havasız kalmak gibi hayat trafiğinde... Geldi ya bir kere Sayın Depresyon kovsanız da gitmez! Ne meditasyonlar ne yogalar ister onu da vermezsiniz! Kısmetli şey!
                Kışa hazırlanan konserveler gibidir Depresyon. Isıtıp ısıtıp yersiniz bütün Sonbahar/Kış her bahaneniz için. Sevgilim terk etti; Acılı alayım! (gerçi bu olay her mevsim olabilir!), Kar yağdı; Domatesli var mıydı?, Islandım; Fasulye olsun! Her bahanenize özenle hazırlanmış konserveniz vardır ve sizi bekler. Afiyet olsun! Hemen yenilesiniz, acıkasınız gelir. Yelkenler çoktan suya inmiş, kalbiniz ağlamaktan şişmiş, mantığınız kaçıp gitmiştir. Tavsiyeler dinlersiniz fasulye yerine domates ye gibilerinden ama dinlemek adetten değildir hatta dinlermiş gibi yapıp iyice bulamaç yaparsınız yemeğinizi. Amaç yoktur; çünkü sadece yenilmek vardır en sonbahar zamanınıza kışınıza ve yaşamınız depresyona.
                Depresyon asla kapıyı iki kez çalmaz; zaten içerdedir, sizden biridir. Sabah yüzünüzü yıkarsınız suyla aktı sanırsınız her şey ama kalıcılığı siz aynaya göz ucu ile bakınca anlaşılır; uyumak için yatarsınız, rahatlamak için...Depresyon uyumaz sizinle, rüyalarınızda bile beyaz atlı prens/prenses olarak kollarınıza koşar.
                 Kurtulmak mı o da ne??
                Tabii ki yolu var! Mesela yaz bitmese, Güneş gitmese, Tatil olsa tüm dünya sizinle ya da tüm dünya size çalışsa. Tabii bu işin şakası. Kurtulmak mümkünatlıdır. Katliniz vacip değilse kurtulursunuz biraz ağlamaklı biraz stresli biraz da masraflı olarak. Önce kendinizi dinleyin, tartın, eksi olun sonra artı, aklınızı kalbinizden asla ayırmayın, yollarını kapatmayın bu iki dostun, mantıksız duygu, duygusuz mantık yaşayamaz bırakın aksın hayatınız...

Sonra mı?

Hepimize en tazesinden bahar gelsin….
Saygılar Efendim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder