10 Mayıs 2011 Salı

İnternetime Dokunma

“Abi be Dehşetin Bedeli internete düşmüş galiba, şu DNS ile bir oynasan indiriversek”
“Koçum, hallederiz merak yapma”
“Eyvallah abi”
***
“Ya hacı Andrea Lima koleksiyonum vardı çok sağlam, silindi be”
“Oğlum o bir şey mi ya bende bir arşiv var uçarsın uçar!”
“Harbi mi!? Oğlum link filan ver ben de indireyim”
“Hallederiz”
“Oh, süpersin hacı”
***
“Bizim Seyfi süper bir oyun almış orijinal hem de!”
“Vay keriz indirmek varken ne diye gidip para vermiş”
“Sen biliyor musun abi nasıl iner ya bu oyun, çok heyecanlı kafa açıyor görüntüler de on numara”
“İki dakikalık olayı var baba takılma oralara buluruz”
“Büyüksün abi”
***
Tanıdık geldi mi üstteki muhabbetler? Yakında duyamayabilirsiniz!

Türkiye’de durmadan bir şeyler kısıtlanıyor son zamanlarda. RTÜK televizyonda “akıllı işaretler” ile izleyici kitlesini kısıtlar, sigara, alkol, kan, sevişme, dövüş dolu sahneler ya kesilir ya buzlanır, MEB 21:30’dan sonra uykumuzu ayarlar, küfür ve kötü içerikli sözler biplenir; yazılı basında sözler, sesler kısılır Bab-ı Ali’nin Silivri’ye şubesi açılır, kitaplar daha basılmadan toplatılır, Silivri’ye Bab-ı Ali’nin yanına kitapevi açılır; ucube diye “buyrulan” sanat eserleri itina ile yıkılır, yerine mümkünse daha “faydalı” yapılar yapılır, dahası bu eylemle gurur duyulur, sanatın yıkılmasına karşı çıkanlarsa ya izole edilir ya da böbrekten dalaktan Allah ne verdiyse kurban edilir, konu 3. sayfadan minik bir haber olur ama vurulan “büyük sanatçı” ise günlerce konuşulur, manşetler adıyla yankılanır, jetler emrine amade edilir, suçlular anında bulunur; har(a)cı, yurt aidatı, ev kirası, kitap masrafı, yol parası derken beli bükülen öğrenci daha bunları tadamadan “sehven kopya” ile tanışır, ÖSYM’ye olan bir tutamlık güvenini kül eder, uzaya savurur, üzerine de soğuk su içer, dahası bunu protesto etmek isterken copla, topla, tüfekle, tankla, zırhlı ile tanışır, biberi gaz olarak tüketir, limonu salatasına sıkmak için değil yanan gözlerine merhem diye kullanır; baştakiler taç edilir, uzun süre kalmalarıyla kanıksama ve alışma yaşanır, zulmedicilere karşı sempati beslenir, onlara yardım ve yataklık edilir kafalar böyle böyle küçülür ve en sonunda da düşünceler, insanlar ve davranışlar kısıtlanmaya alışır.  Olansa arada bir düşünmeyi “başaranlara” olur.

Şimdi de yukarıdaki diyalogları “bitirecek” muhteşem(!) bir uygulama hayatımıza girecek. Tunus, Pakistan, Umman, Yemen, Sudan, İran gibi ülkelerde de oldukça yaygın olan filtre ve sınırlama paketleri 22 Ağustostan itibaren ülkemizde de uygulanacak.

“Meşruu Fişleme” Tartışmaları Alevlendirir
Amaç gayet “saf” görünse de ortada bir kısıtlama hatta özgürlüklerden çalma durumu olduğu kesin. Filtre uygulamaları “gelişmiş” ülkelerde de yapılıyor. Buradaki amaç çocuk pornosu, terör propagandası, ırkçılık gibi ciddi zararları dokunabilecek sitelere erişimin engellenmesi yönünde ki doğru olan da bu aslında. Ama Türkiye’de önce içinde (daha doğrusu site adında/adres çubuğunda) “sıcak, liseli, nefes, baldız, itiraf, türban, yasak(!), sarışın gibi kelimelerin geçtiği siteler yasaklanıyormuş! Birleşik yazıldığında bile bu kelimeler bir şekilde elde edilmesi veya direk bu kelimeler oluşması hiç fark etmiyor, hepsi yasak! En son ekşi sözlük’e uyarı gelmişti Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’ndan ve nedense buna da şaşırmamıştık topluca… Dahası İHL adında bir “İslami sözlük sitesine” de uyarı gelmiş aynı kurumdan. İnanalım mı bilemedim.

Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK), bu filtre uygulamasını zorunlu hale getiriyor. Yani amaç internetin kötü yanlarından korunmak değil açık açık sansürlemek. Güvenli internet istiyorum diyerek bir sözleşme imzalamakla başlayan süreç, üç filtre tipinden oluşuyor. Bunlar Aile, Yurt İçi ve Çocuk diye sıralanıyor. Hukukçulara ve internet uzmanlarına göre bunlardan herhangi birini reddedip ve standart pakete geçenler kara listeye alınabilir, kişisel izler BTK’nın veritabanında tutulabilir. Hatta 15 Mayıs’taki protesto eylemine katılacağını sosyal paylaşım platformlarından beyan edenler de bu veritabanından nasibini alabilir. Binler hatta milyonlarca kişiyi kısa yoldan fişleme diye de buna denir!       


Organik Robotlara Döneriz
Sorun şu ki zaten isteyen internetini hatta bilgisayarını çocuğunun kötü sitelere girmesini engelleyecek şekilde yapılandırabilir. Bunun için birçok program mevcut ve bazı anti-virüs programları da bu işlevi görüyor. Yani isteyen herkes internetini istediği kadar “güvenli” yapabilir. Devletin “el atmasına” hatta bu kadar çok hayatımıza dahil olmasına gerek yok. Bu yatak odanızda bir devlet büyüğü ile olmanız gibi. “Özel hayat” afişe ediliyordu yeterince şimdi devlet kontrolüne geçti. Yakında ne kadar adım atacağımız, ne yiyeceğimiz, ne giyeceğimiz de devlet kontrolüne geçer organik robotlara döneriz. (Gerçi bu saydıklarımı dolaylı olarak yaşıyoruz zaten. Adımlarımız mobese kameralarıyla, ne yiyeceğimiz sabah programlarını arşınlayıp tuhaf formüller veren “uzmanlar” ve devletin iş imkanları doğrultusunda elde ettiğiniz para ve getirdikleriyle, burkaya dönmedik ama inanç adı altında yapılan “mahalle baskıları” neticesiyle ne giyeceğimiz devletin minik görevlileri ile gayet güzel kontrol altında da haberimiz yok, uyanın beyler bayanlar!)

Bunlar oldukça hassas konulardır. Fikir, düşünce özgürlüğü kısıtlaması yapmak daha doğrusu bir şeyi baskıyla zorla yasaklamak o şeyi bitireceğine daha da cazip yapar. Ama şu husus önemlidir, çocuk pornosu yayınlayan, çocukları istismar eden hatta coşup hayvanları da bu yolla istismar eden, kökten dinci veya terör içerikli olan ve ırkçılığı şiddeti destekleyen körükleyen her türlü site benden de veto alır. Eminim bu, sapık ruhlu insanlar dışında hepimizden veto alacak bir konudur.
Sözün özü yasaklama zihniyeti düşünceyi daha da karanlık yapar. Yanlış kararlardan dönmek ise aydınlanmayı ve anlamayı sağlar.

Saygılar efendim…






2 yorum:

  1. Tilki yuvası hayırlı olsun :))))

    Hakan (ismimhakan)

    YanıtlaSil