30 Mayıs 2011 Pazartesi

Açma Bugün Perdeleri

Tilkilerim sabah sabah havanın kapalı ve basık olmasından memnun olmasa da ben oluruna bıraktım her şeyi, zira uykum var ve yoruyor olaylar beni.
26.05.2011 Perşembe günü Etiler’de korkutma amaçlı ses bombası patlatıldı. Tam mesai başlangıcı olduğu için insanlar işlerine gidiyordu ve kalabalıktı her yer. Genç bir kadının bacağının kopması da ayrıca korkunçtu.

Ertesi gün ben dünyada yokken, henüz planlanmamışken hayatım yani bundan 51 yıl önce Türkiye’de askeri bir darbe yaşandı. 27 Mayıs 1960’ta yapılan darbenin mimarı olarak 37 düşük rütbeli subay ve Cemal Gürsel’in oluşturduğu Milli Birlik Komitesi gösterildi.
Ben detay ve tarihi bilgi girmeyeceğim ki okurken sıkar yazacaklarım. Dahası o kadar detaylı tarihi bilgim de yok ne yalan diyeyim. Ama bir sorun var ve bu kutuplaşmaya neden oluyor çok keskin ve katı bir şekilde.
Biliyorsunuz ki bu karışık dönemde dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan asılarak idam edildi. Suçlulardı veya suçsuz, darbe gerekliydi ya da değildi, 1961 anayasası mükemmeldi ya da değildi. Zaten tarih bu kadar düz mü de 30 kişi 3000 kişiye karşı gelince iman gücü ile deviriversin dünyayı?!
Ve sadece 20 yıl sonra Türkiye yine darbe ile sarsıldı. 12 Eylül 1980’de sağ sol şeriat laiklik çatışırken ve yüzlerce insanın arasına kılıçtan keskin kırmızı çizgiler çizilirken kim sadece 1960’ta olanları hatırlayabilir? 12 Eylül’ün kara zihniyeti ile ölenler ve idam edilen onlarcası insan değil miydi? Ve şu anda da yapılan aynı ayrımcılık ve “soğuk idam” değil midir?
Sadece adı değişti. Sol-Sağ idi, Kürt-Türk oldu; Gavur-Müslüman idi, Alevi-Sünni oldu; yani ikililer değişti ama zihniyet hep aynı kaldı.
Ve Hala Aynı Zihniyet
Bugün darbenin zeminini hazırlayanlar darbe tu kakadır kötüdür diye bas bas bağırıyor. Üzerine, utanmadan sıkılmadan Maslak’ta askeriyenin tam önündeki aydınlatma direklerine, malum bir gazetenin reklamını “Subaylar eşlerini bagaja kapatıyordu” gibi bir manşet kullanıp bez bir afişle asıyorlarsa; bir İETT otobüsünün arkasına “Gazeteler ikiye ayrılır, kullanılanlar ve okunanlar” diyip, kullanılan gazeteyi bir içki şişesini sarmakla görevlendiriyorlarsa ve bu zihniyet bugün de aynı darbe zeminini hazırlamıyorsa ya biz körüz ya da hak ediyoruz en sağlamından bir darbeyi.
Bu yüzden BDP yanlıları MHP’lerle kapışıyor, Nurtepe’de AKP’nin seçim otobüsü kaldırım taşları ile taşlanıyor, dükkanlar hasar görüyor, Okmeydanı’nda molotoflar evlerinin balkonlarına düşüyor, Gazi’de zırhlılar dolanıyor, Sivas’ta insanlar yakılıyor. En büyük katliam kendi içimizde olurken “Büyük Ağabeyimiz” komşuna soykırım yaptın diyince boynumuz bükülüyor. Ve hala “Çılgın Proje” zırvaları ile uyutuluyoruz.
Sonuç mu?
“Açma bugün perdeleri/Çıkma kapılara çıkma/Ölümüne sevdim seni/Dünyamı başıma yıkma…”
Biraz müzik dinleyin, perdeleri de açmayın, belki açılırsınız…
Saygılar efendim…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder