26 Aralık 2011 Pazartesi

Beklemek


Sabırla bekledim… Bir şey olacağından değil ya da bir şey olacağını bildiğimden de değil… Sadece bekledim… Tilkilerim de eşlik etti var oldukları günden bu yana…

22 Kasım 2011 Salı

Emekle Oynamak

Çok kısa tutacağım bu sefer yazacaklarımı… Kimseyi yormayacağım, sıkmayacağım… Tilkilerim de susacak… Sadece ben konuşacağım…

14 Kasım 2011 Pazartesi

Önyargı (Lat. Praeiudicium)


Bu sefer dümdüz, alt metinsiz, bürokrasisiz şahane bir yazı hazırladım size… Tilkilerim mi? Emek onların kaymak benim…

11 Ekim 2011 Salı

Beyin Bedava Gündemi

Yağmur yağıyor… Hafta Başı Sendromu filan diye klasik takılırken gündem coştukça coşuyor. Gündem bu dakika başı değişecek tabii! Tilkilerim de buna istinaden yeni jargonlar geliştirdi… Biri “Panpiş” , bir diğeri “Ciciş”, “ötekisi “Bebiş” filan deyip beynimde onarılamaz hasarlar açıyorlar. Zeus neredesin?!

29 Eylül 2011 Perşembe

Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor

Başlık konusunda çok düşündüm, ne yerinde olabilir diye… “Sözün bittiği yer” desem söz asıl şimdi başlamalı, “Yürek yanması” desem Allah’ın bildiğini Kul da arada öğrenmiştir nasılsa diyerek onu da yazmadım. Benim yazacaklarım daha “anlamadığım” ve umarım hiç anlamayacağım bir şey üzerine… Terör…

28 Eylül 2011 Çarşamba

Ofsayttan Anlayan Kız

      Bu sabah öyle bir bilinçle uyandım ki “Kara Murat benim!” diyerek Yel Değirmenlerine savaş açabilirdim. Durun ya karıştı hatlar galiba. Tilkilerim bağlantı hatası yaptı, lütfen bekleyiniz. Yükleme tamam,  çekilin yoldan Donkişot geliyor!
    

21 Eylül 2011 Çarşamba

Geçen Yaz Ne Yaptığımı Biliyorum

                      Ben kendimi hep zorladım, hep bir ispata çalıştım bunca zaman… Neyi kime ispat ettiğimi anlamadan “en iyi benim” kafasında gezdim. TDK’dan aşağı kalır yanım hiç olmadı bana göre, kelime işlemciler önümde saygı ile eğildi durdu. Tilkilerim mi? Her şey onlar yüzünden…

9 Ağustos 2011 Salı

Ramazan Geldi Hoş geldi (mi acaba?!)

Ağustos’u severim. Yazın son sıcacık ayıdır. Eylül’ü hatırlatsa da arada bir ve yine kış gelecek diye hüzünlensem de severim bu ayı. Ama bu Ağustos biraz farklı geldi. Çünkü beraberinde “11 Ayın Sultanı” da dediğimiz ve çok sevdiğimiz Ramazan da geldi.

29 Temmuz 2011 Cuma

Update Edilmiş Bilgiler Yığını

            Anakin gibi gezerken ve kendimi şeytani bir kötülükle Dark Side’da bulmuşken, Tilkilerim bile yaklaşamadılar yanıma. Zeus ise ağzını dahi açamadı. Üzüldüm.

8 Temmuz 2011 Cuma

Mutluluk Oyunu


                  Mutluluk sadece sana bana kısa sürer. Uzuyorsa bundan nemi sadece sen ve ben kaparız. Mutsuzluktur hayat artık bizim için ve dönüş yoktur bu oyundan.
                 

7 Temmuz 2011 Perşembe

Bir Rock’n Roll Klişesi: Zorlu Yol: Dewey Cox’un Hikayesi (Walk Hard: The Dewey Cox Story)


            Dün öyle enerjisizdim ki ne pozitif ne negatif hiçbir enerji çeşidini yayamadım. Soğuğa alınmam fena oldu, küsmemeliydik. Bu arada fark etti iseniz yazıyorum. Özlemişim…
           

27 Haziran 2011 Pazartesi

Dünüm Yok Yarın’ım Sır (A’yı Uzatmadan)

             Zeus bile bu kadarına karışamadı… Üzdüler Tilkilerimi… Dünüm yok yarınım sır ama a’yı uzatmadan, lütfen…

21 Haziran 2011 Salı

Gıcığım Var -II-



            Serinin birincisini bilen bilir. Bu sefer çığ gibi büyüdüm, katlanarak arttım, gözümü kararttım, kafayı yedim! Hayırlı olsun!

17 Haziran 2011 Cuma

Katarsis 'im Geldi Hanım!

“Kalk hanım kalk gidiyoruz!”
“Ay noluyor Dilaver? Nereye gidiyoruz?”
“ Kalk hanım bunalımım Katarsisim* geldi!”
“Tövbe Tövbe!”

13 Haziran 2011 Pazartesi

Yılın Röportajı Bölüm: 1

Yemedim, içmedim, uyku uyumadım, Tilkilerimle bu tarihi röportajı sadece sizin için yaptım. Bu meydanda sorulamayan soruldu, çok merak ettiğiniz o malum sorular cevabını buldu. Nefesinizi tutarak okuyacaksınız!

10 Haziran 2011 Cuma

Gıcığım Var - I -

Yorgunluktan mı Güneş patladı diye mi anlamadım bir yayılma ve rehavet havasındayım Tilkilerimle beraber. Yoruldum nereye kadar giderim bilmiyorum fazla ama bu yazı doğaçlama sınırlarımın günlük zorlanmasından doğdu biliyorum…

9 Haziran 2011 Perşembe

Zedelenen Tarih ve Kaybolan İrade

             Bugünlük Tilkilerim dinlensin, ben size Misafir Yazar getirdim. İyi okumalar...

8 Haziran 2011 Çarşamba

Bir Varmış Bir Yokmuş

Anlaşıldı bana fazla mesai yaptıracak bu gündem ve bir türlü dinlenemeyecek zavallı yorgun demokrat. İçimdeki cümleler bile karıştı. Tam bir beyin curcunası yaşıyorum.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Kalpvizit

Hamili Kalpvizit benim...

Kültür Fizik Hareketleri

Gündem öyle bir yordu ki beni beynimde sosyalleşen alanlar yandı. Köşe Yazarının biri zihnime girdi kumanda ediyor sanki beni ve gitgide Mehmet Barlas – Emre Kongar karışımı birine dönüşüyorum Tilkilerim uyurken.

2 Haziran 2011 Perşembe

"Seçtir Git!"

Düşündükçe içim sıkılıyor. Bir sürü tantana, hengame, bağırış, çağırış, dandırış fikir, küfür, kaset, skandal, dosya derken asıl amaçtan saptık. Biri bizi durdursun!

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Google’da En Çok Arananların Alt Metni: Pedofoli

Ey profilini şirin bebek, şeker çocuk tarzı photoshopla renklendirilmiş fotoğraflarla süsleyen, minik kız ile küçük çocuğu dudak dudağa gösteren, iç çamaşırından içeri bakan çocuğu şirin bulup fotoğraf olarak kullanan ey lanet zihniyet bu satırlar artık sizden bıktığımın resmi belgesidir iyi okuyun!

Açma Bugün Perdeleri

Tilkilerim sabah sabah havanın kapalı ve basık olmasından memnun olmasa da ben oluruna bıraktım her şeyi, zira uykum var ve yoruyor olaylar beni.
26.05.2011 Perşembe günü Etiler’de korkutma amaçlı ses bombası patlatıldı. Tam mesai başlangıcı olduğu için insanlar işlerine gidiyordu ve kalabalıktı her yer. Genç bir kadının bacağının kopması da ayrıca korkunçtu.

24 Mayıs 2011 Salı

Bir Anketin Ardından

Yazdıklarım ve yazacaklarım aleyhinize delil olarak kullanılabilir, lütfen dikkatle okuyup görüş bildiriniz, mesuliyet ne bana ne de Tilkilerime aittir. Gözünüzü açın beyler bayanlar!

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Suni Gündem Geyikleri

Kafamda bir yanma, gözlerimde bir kapanma hali, Tilkilerimde ise suskunluk var. Yoruldum, yorgunum bu aralar.
Kalabalık, habire değişen şeyler, bahar yorgunluğu ve hava değişimiyle beynimiz alttan alttan uyuşturuluyor. Afyon çeşitliliği ile “gündem keşliği” yaşıyoruz.

20 Mayıs 2011 Cuma

Gündem Muhabbeti

“Abi be dün ne sallandık öyle!”
“Sorma ya dar attık kendimizi dışarı”
“Merkez üssü Kütahya dediler ya sen biliyor musun?”
“Öyleymiş de hissetmeyen il kalmadı be oğlum!”
“Allah büyük abi tedbir almak lazım”
“Doğrusun”
Herkes 15 dakikalığına yumurta kapı duyarlılığında deprem uzmanı olur azıcık sallanınca. Hatta depremi çok hissedenler ekstra kafirdir, az hissedenler Allah’ın sevdiği kuludur, gözünün bebeğidir; ne kadar korku ve meşhur kalp ritmi olan 3.5 o kadar Cehennem hak edişi demektir. Ruhumuza Fatiha okumaya acaba kaç kişi gelir?

17 Mayıs 2011 Salı

You did not talk about Fight Club!

             
  ".....Etrafıma baktığım zaman bir çok yeni yüz görüyorum. Susun! Bu ilk iki kuralı çiğnediğiniz anlamına geliyor. Burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum, bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun! Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş! Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde! Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz.
                    Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. bir amacımız ya da yerimiz yok! Ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı bizim savaşımız fani bir savaş. En büyük buhranımız hayatlarımız.
                    Televizyonla büyürken milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık. Ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız!..."
          

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Haremlik Selamlık Aklı

Ne güzel (!) rastlantıdır ki ben bu yazıyı yazmaya başlarken dışarıdan yazının zihniyetine sahip iktidar şakşakçılarının anonsu geliyordu! Ne kadar mesut oldum anlatamam. Tilkilerim de coşkuma dayanamayıp inlerine girdi. Çok hoş oldu cidden. Tesadüfün böylesi işte ne denir ki…

Depresyonum Geldi

              Tilkilerim “Havalar da pek dengesiz, tıpkı senin gibi” diye söyleniyorlardı. Gürleyiverdim Zeus misali, korktular. Acıdım, elimi öptüler, sustum.
              Buyurun buradan başlayın isterseniz, tam buradan! Havaların bozmasına yakın özellikle Sonbahar gelince adettendir biliyorsunuz; yağmurlar yağar, hava grileşir, ağaçlar sararır, turunculaşır yerler, ıslanır camlar vs. ve tabii ki en tabi hakkımız çıkagelir sürpriz gibi: Depresyon!
              

Aşık Oldum

Tilkilerim güneşi görünce sevinçle koşuşmaya başladı. Grilikten kurtulduk diye gezerlerken birini tuttum hayırdır dedim o da “Güneş çıktı grilik gitti ama sen güncellikten çok uzaksın, biraz takip etsen de biz de nasiplensek” dedi. Gösteririm size griyi derken Zeus diye gürlemişim, korktular, sustum ve yeniden güneş açtı.
Stres, hayat koşulları, yaşanmışlıklar, ekonomi, kalp ağrıları ve bilimum hormonlu gıdalar, saçma sapan gündem ve söylemler, görüntü ve bilgi kirliliği derken insan birçok sorunla yüz yüze geliyor. Kimisini teğet geçen bu hayat etkileri kimisini içine alıp ruhunu hatta bedenini hasta etmesine neden oluyor. Bu noktada da psikiyatrlar ve psikologlar kontrolü ele alıyor ve renkli minik haplar hayata giriveriyor.

PaylaşMA

Kızlar paylaşımcıdır kendi aralarında. Minik kıskançlıkların ve gösterişin es geçildiği zamanlarda esirgenmez arkadaşlardan hiçbir şey… “Senin malın benim malım, benim malım da senin şekerim” paylaşımcılığını ve taşarcasına şeker davranışlar bütününü kapsar bu durum. Peki ya her şeyi paylaşmamak gerekiyorsa? Örneğin, kötü alışkanlıkları olan veya sigara, alkol, kumar gibi şeylere başlayacak bir arkadaş karşısındakini kendine çekmeye çalışabilir. “Bir daldan/kereden/fırttan/içimden bir şey olmaz” cümlesi müthiş bir tehlikenin habercisidir. Kaçın!
“Kaynıma iyi geldi”yi hatırladınız mı? İşte bu o zihniyet. Reçetesiz her türlü ilaç, bitkisel hap vs. tehlikelidir. Kayna iyi gelen her şey iyidir diye bir kural yok! Böyle arkadaşlar düşman başına!

Geçmişin Gölgesinde Gelecek Kurma

Dikkat bu orijinal bir yazıdır, okumadan önce yanınıza bir bardak su alıp rahat bir yere oturunuz. Arkanıza yaslanmanız da önemle rica olunur!

11 Mayıs 2011 Çarşamba

İçimdeki Fast-Food Gurmesi

“Pardon ranch sos yerine barbekü sos istemiştim bir de Light Kola”
“Hemen getiriyorum hanımefendi”
“Ay Bekliyorum”
***
Yıllardır bir şekilde aram iyi oldu fast-food ile. Ama ben çılgın gibi yiyen, yiyince de doymayan, doymadıkça XXL şeyler isteyen biri değildim tabii. Etiler’de bir zamanlar çok meşhur olan bir alışveriş merkezinde keşfettim bunu. Sonra malum sarı kırmızı “palyaço” ile tanıştım. Ateş beni çokça çağırmıştır kararsız kaldığım anlarda. Ve bu işi Amerika’da hakkı ile yapıp sonunda Avrupa’da şube açmaya karar verip muadillerine bayağı gözdağı veren ve reklamları ve “Hassas Noktalarını Bilir” sloganıyla olay olan Carl’s Jr.’a Tilkilerim ve İçimdeki Fast-Food Gurmesi ile kapak attık.

10 Mayıs 2011 Salı

Umuda Mektup V

Epeydir yazdığım ve de okunduğum için takdir toplamaya başladım. Tilkilerim beğenildiklerini duyunca havalara girdi. “Seni değil bizi takdir ediyorlar” dedi birisi. Zeus diyiverdim hırsla. “Unutma, bizi sen yarattın” dedi birisi de, hak verdim, elimi öptüler, sustum.

İnternetime Dokunma

“Abi be Dehşetin Bedeli internete düşmüş galiba, şu DNS ile bir oynasan indiriversek”
“Koçum, hallederiz merak yapma”
“Eyvallah abi”
***
“Ya hacı Andrea Lima koleksiyonum vardı çok sağlam, silindi be”
“Oğlum o bir şey mi ya bende bir arşiv var uçarsın uçar!”
“Harbi mi!? Oğlum link filan ver ben de indireyim”
“Hallederiz”
“Oh, süpersin hacı”
***
“Bizim Seyfi süper bir oyun almış orijinal hem de!”
“Vay keriz indirmek varken ne diye gidip para vermiş”
“Sen biliyor musun abi nasıl iner ya bu oyun, çok heyecanlı kafa açıyor görüntüler de on numara”
“İki dakikalık olayı var baba takılma oralara buluruz”
“Büyüksün abi”
***
Tanıdık geldi mi üstteki muhabbetler? Yakında duyamayabilirsiniz!

8 Mayıs 2011 Pazar

Şerre Yorulma

Yorgunum...
İç sesimin vicdan muhasebesi matematiğimin ne kadar kötü olduğunu yüzüme vuruyor...
Yorgunum...
Düşüncelerim hızlı, nefes nefese ve zorlukla yer buluyorlar kalemimde...
Yorgunum...
Kalbim çatıdan sarkan sarkıtlar gibi...Soğuk ama kırılgan...

Maceranın Beşinci Hali: Hızlı ve Öfkeli 5 Rio Soygunu

İnternetin yasaklanacağı, Usame Bin Ladin’in onca sene beklendikten sonra (!) öldürülmesinin konuşulduğu, siyasetin kaynadığı, “püskevit”lerin havada uçtuğu, magazinin alıp başını yürüdüğü şu günlerde hazır bahar da gelmişken hafta sonumu değerlendirmek istedim ve kendimi Tilkilerimle beraber Taksim İstiklal’deki AFM sinemasında buldum.



5 Mayıs 2011 Perşembe

Mitolojinin Beyazperdesi: Thor

Aşka, kadınlara, ilişkilere, erkeklere, seanslara ve yoğun olan her şeye minik bir ara veresim geldi. İçim dışım aşk meşk ve getirdikleri ile dolunca detoks yapma gereği duydum. Tilkilerim de peşimden geldi yavaş yavaş... 
Mitoloji beyazperdeye çoğu kez uyarlanır ki bazı konular havada kalır, (Troia - Truva, Percy Jackson & The Olympians: The Lightning Thief - Şimşek Hırsızı, 300 - 300 Spartalı gibi son zamanlardaki hatalı filmler gibi) bazısında detaylar o kadar iyi işlenir ki bütün duyularınız harekete geçer, bazısında da görsellikten başka hiçbir şey yoktur.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Umuda Mektup IV

Tilkilerim bu sefer topluca yanıma geldi ve içlerinden biri “Galiba içinden çıkamayacağın bir iş bu, tutarsızsın” dedi. Hak vermek üzereydim ki “Karar ver artık amacın ne!” diye bağırdı biri. Sen bana nasıl bağırırsın diye öyle bir gürledim ki yağmur yağmaya başladı. Özür dilediler, çok yalvardılar, sustum ve yağmur yağmaya devam etti.

3 Mayıs 2011 Salı

Umuda Mektup III

Tilkilerim beni “duygu sömürücüsü” ilan etti. Hatta üzerine isyan bayraklarını çekmeye kalkıştılar. Öyle bir gürledim ki Zeus bile korktu. Sonra hep beraber sustuk.
“Korkuyorum,
Sana gönderemediğim onca cesaret satırının barındırdığı anlamdan, bendeki anlamının çoğalmasından, bu anlamın beni acıtmasından…

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Kızlar Soruyor


Uzun zamandır yazıyorum. Paylaşımcı ve girişken biri olmadığım için de bu yazdıklarım hep kendi içimde kalıyordu eskiden.  Tilkilerim ve Zeus henüz gelmemişti dünyama… Fi Tarihinden bile eski benim kalemle dostluğumun başlangıcı…

Umuda Mektup II

Tilkilerim tuhaflaştı, bana kafa tutar oldu. Bu sefer de “Samimiyetini umuda mektuba devam ederek kanıtlarsın ancak” dediler. Zeus, kendi aşkına lütfen derken “Bunu ancak sen yapabilirsin” dediler, sustum. 
 
“Suçluyum,  
 
Evet, biliyorum. Gönderemedim cesaretimin yazılı belgesini sana. Suçluyum, çünkü iç sesinin tanımladığından fazlasını istedi gönlüm. Suçluyum, çünkü hayatına ‘sıradanlıkla’ değil gerçekten dahil olmak istedim. 
 

29 Nisan 2011 Cuma

Umuda Mektup I

Tilkilerim dedi ki “Bir zamanlar mektup vardı, samimi idi, yürekten gelirdi harfleri. Sen de yazsan madem bu kadar samimi isen”. Zeus’un şimşeği elime gelmişti atıyordum ki “Umuda bir mektup yazmak sadece sana yakışır” dediler, sustum.
 
Gözleri görüyordu sadece onu. Sevmek kısık sesli bir eylemdi ta kalbinde unuttuğu bir yerlerde çırpınan. Varlığı varlığında değildi daha. Sözleri atmosferde çarpışmamıştı. Nefesleri yan yana yankılanmamıştı. Yanındaydı. Vardı. Gerçekti. Ama uzaktılar işte. Ve cesaret kapısını çaldığında sessiz bir haykırmanın en sonundaydı, kelimeler zorlanmadı dökülürken kaleminden kağıdına… 

Düşmek

"....Fall in fal...”
Yazası gelmiş karışık karmaşık bünyevi dünyevi ve münzevi bir ait bir değil "soul mates never die" derken bile dişi dişi gözleri parlakvari ışıkvari bir benden senden bizden herkesten dışarıda soyut...
oyuncağını kaybetmiş gibi, her şeye kızmış gibi, küfür etmenin en vurgulu zamanı gibi loş bir odanın yazası gelmişliğinde biri....
Biraz yalancı, plastik zararında doğada erimeyen kola kutusu yüz bin yıllar...
Ellerin altından kayıp giden zamanın damlatan, cıvatası gevşek musluğu...
Faranjitten boğazı yanmış susuz çöl akılsızı sersefil, bitap harap bir alameti farika....
Göz görür gönül sever hep benden bir şeyler gider bu karanlık akşamımın yansız en anlaşılmaz hali bir şeyler çürümüş gibi..